İzmir'de Yasal Çerçeve Oluşturmada İş Birliği Arama Toplantısı

Yasal Çerçeve Oluşturmadaİş Birliği Arama Toplantılarımızın 4. ayağı 22 Mart 2011 tarihinde 32 kurumdan 47 kişinin katılımı ile İzmir Kaya Prestige Otel’de gerçekleşti.

Toplantı; HIV ile yaşayanlar, doktorlar, hemşireler, tıp öğrencileri, avukatlar ile İzmir İl Milli Eğitim Müdürlüğü, İzmir İl Sağlık Müdürlüğü, İzmir Tabip Odası, Ege Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı, Ege Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları Anabilim Dalı, İzmir Barosu İnsan Hakları Merkezi, Dokuz Eylül Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı, Türk Hemşireler Derneği İzmir Şubesi, İnsan Hakları Araştırmaları Derneği (İHAD), İnsan Hakları Vakfı, Kızılay İzmir Şubesi,  İzmir Kent Konseyi Sağlık Çalışma Grubu, Psikologlar Derneği, İzmir Kadın Dayanışma Derneği, Sokak Çocuklarını Koruma Derneği, Buca Engelliler Derneği, Siyah Pembe Üçgen, Mültecilerle Dayanışma Derneği, Karşıyaka - Konak - Karabağ - Bayraklı - Gaziemir Halk Eğitim Merkezleri, Risk Altındaki Çocuk, Genç ve Aileleri Koruma Destekleme Gönüllüleri Derneği (ÇOVAK), Karşıyaka Rotaract Kulübü temsilcileriile tamamlandı.  

Türkiye için "HIV/AIDS Yasası" neden gerekli?

Özel HIV/AIDS yasaları ile ilgili sunum yapan Pozitif Yaşam Derneği proje koordinatörü Murat Köylü; “HIV ile yaşayanların hakları kimi ülkelerde diğer yasalar içerisinde korunmaktadır. Öte yandan pek çok ülkede ise HIV/AIDS ile ilgili özel yasalar bulunmaktadır. Çok kapsamlı olan bu yasaların ortak amacı; HIV/AIDS ile yaşayan kişileri haklarını kullanılabilir hale getirmek, ayrımcılıktan korumak ve HIV yayılımını önlemektir.” dedi.

Türkiye’de HIV/AIDS'le ilgili herhangi bir yasal bir düzenleme bulunmadığına dikkat çeken Murat Köylü; “Ülkemizde HIV pozitif bireylerin haklarını koruyan bir yasa bulunmamaktadır. Ayrımcılığa uğrayan ve damgalanarak okullarından, iş yerinden, sosyal çevrelerinden uzaklaştırılan HIV ile yaşayan kişilerin hakları ancak yasa ile korunabilir.. Başta parlamento üyeleri olmak üzere kamu kuruluşlarının ve sivil toplum kuruluşlarının HIV/AIDS konusunda duyarlılığını arttırmak amacıyla yürüttüğümüz projenin en önemli hedefi Türkiye'de HIV ve AIDS'le ilgili, HIV'le yaşayanların haklarını da koruyacak bir yasa tasarısı oluşturmaktır.” dedi.

 

Tıbbi boyut, sağlık mevzuatı ve HIV/AIDS

HIV/AIDS’in tarihi ve Türkiye’de HIV/AIDS, Tıbbi boyut ve sağlık mevzuatını aktaran Ege Üniversitesi Enfeksiyon Hastalıkları ABD öğretim görevlisi Prof. Dr. Deniz Gökengintanı ve testler, sosyal güvence ve tedaviler ile ilgili bilgi verdi, yaşanan sorunlara dikkat çekti;

“Gerek ülke koşullarına göre hazırlanmış kılavuzlar bulunmaması, gerek hekimlerin yeterli bilgi ve beceri donanımına sahip olmaması, gerekse sağlık hizmetlerinin kaliteli ve tutarlı olmaması HIV tedavi ve takibinde sorunlara neden olmaktadır. Öte yandan HIV/AIDS konusunda toplumsal düzeyde bilgi eksikliği olması, ilk orta ve yüksek öğretim müfredatında HIV ve AIDS’in çok az düzeyde ve sadece tıbbi boyutu ile yer alması, HIV’den korunma önlemlerinin teşvik edilmemesi ülkemiz açısından ciddi sorun teşkil etmektedir.” diyerek Türkiye’de ki durumu aktardı.

Gökengin; “Türkiye’de en önemli sorunlardan biri de: Dirençli HIV pozitifler için hayati önem taşıyan ilaçlar için yurt dışından ilaç lisans başvurusu çok uzun sürüyor. Son ilaç seçeneği olan HIV pozitif kişinin tedavisi kesintiye uğrayabiliyor. Direnç gelişen hastalar için başka seçenek olmuyor.” dedi ve HIV pozitiflerin tedavilerinin takibi için önem taşıyan Direnç Testlerine vurgu yaptı ve bir de müjde verdi;

“Ülkemizde 3 merkezde yapılmakta olan direnç testlerinin sadece biri (İstanbul) sosyal güvence kapsamında yapmaktaydı. Direnç Testlerinin SGK kapsamınsa alınarak Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde yapılması için çalışmalar devam etmektedir. Bu güzel gelişmeyi paylaşmaktan mutluyum.” dedi.

 

“HIV/AIDS bir insan hakları meselesidir”

HIV/AIDS ve Hukuk sunumunu gerçekleştiren Pozitif Yaşam Derneği Hukuk Danışmanı Av. Habibe Yılmaz Kayar;  “HIV/AIDS, sadece tıbbi ve toplumsal bir sorun olmayıp, üzerinde önemle durulması gereken bir insan hakları meselesidir. HIV’le ilgili olarak tıbbi ve  toplumsal düzeyde edinilen yanlış bilgiler HIV ile yaşayan insanlar/kurumlar için çözülmesi gereken en büyük sorunlardan birini oluşturmaktadır. İnsan haklarına saygılı, insani yaklaşım HIV/AIDS ile mücadelede tek etkili yöntemdir.” dedi.

Pozitif Yaşam Derneği’ne gelen hukuk danışmanlıklarından derlenerek hazırlanan üçüncü Hak ihlalleri Raporundan ihlal vakaları örnekleri paylaşan Kayar: “HIV pozitifler yasal güvencelerden  diğer vatandaşlarla eşit olarak yararlanamamaktadır” dedi.

Karar Vericiler ve Yasa Yapıcılarla İş Birliği

Proje Direktörü Serhan Karataş, "HIV ile Yaşayanların Haklarına Yönelik Farkındalık ve Savunuculuk Projesi" deneyimini paylaştığı sunumunda proje kapsamında TBMM'de yapılan çalışmalar konusunda bilgi verdi,  karar vericiler ve yasa yapıcılarla yürütülen görüşmeler ve TBMM Komisyonlarına yapılan sunumların bilgisini aktardı. 

Meclise 8 soru ve 1 araştırma önergesi verildiğini anlatan Karataş, proje kapsamında yapılan araştırmalar ile ilgili bilgiler verdi; “Yapmakta olduğumuz 4 araştırma içerisinde tamamlanan Damgalama Raporlama (Stigma Index) Araştırması sonuçlarında ön plana çıkan veriler; HIV pozitif olma nedeniyle son 1 yılda hak ihlaline maruz kalmanın 0 oranında ve HIV tanısının kişinin izni dışında sağlık çalışanları tarafından diğer insanlarla paylaşılmasının ise C oranında olduğu gözlenmiştir.  Bunların yanında Türkiye'de bireyin bilgisi dışında teste tabi tutulması (R) ve test yaptırırken danışmanlık/destek sağlanmaması (w) önemli bir sorundur”  dedi.  

“HIV ile Yaşamak Mümkün”

Erken tanı ve başarılı tedaviler ile HIV’in günümüzde kronik bir durum olduğunu anlatan Pozitif Yaşam Derneği eğitmeni / iletişim sorumlusu Çiğdem Şimşek,

Tedavi edilmediği takdirde AIDS’e neden olan HIV’i baskılayan tedaviler 15 yıldan bu yana ülkemizde bulunmakta ve kullanılmaktadır. İlaç kullanan HIV pozitifler sağlıklı ve kaliteli bir şekilde yaşamlarına devam edebilmekte, çalışabilmekte, evlenebilmekte ve gerekli önlemlerle çocuk sahibi olabilmektedirler. HIV ile yaşayan kişilerin hayatını virüs değil, yanlış bilinenler ve önyargılar zorlaştırmaktadır.” dedi.

 HIV’in bulaş – özellikle de bulaşmama yollarını şu sözlerle paylaştı; “HIV; temel 3 yol (korunmasız cinsel ilişki, kan nakli, önlem alınmazsa anneden bebeğe: doğum veya emzirme) dışında bulaşmamaktadır. Bu nedenle HIV pozitiflerle aynı evi – işyerini -  okul sıralarını paylaşmakla, aynı havluyu – tuvaleti – havuzu – çatalı/kaşığı – bardağı kullanmakla, sivrisinek ısırmasıyla, tükürük ve ter ile bulaşmaz. HIV içeren sıvı dış ortamda hava ve güneş ile temas ettiğinde çok kısa sürede bulaştırıcılığını yitirir.  HIV ile yaşayan kişileri dışlamanız için hiçbir neden yoktur.”

“HIV/AIDS ile Yaşayanların Haklarına Yönelik Savunuculuk ve Farkındalık Yaratma Projesi”;  Avrupa Birliği Komisyonu - Demokrasi ve İnsan Hakları için Avrupa Aracı Türkiye Programı (DİHAA) ve Birleşmiş Milletler HIV/AIDS Ortak Programı (UNAIDS) tarafından desteklenmekte ve Yasama Derneği (YASADER), Sivil Toplumu Güçlendirme Merkezi (STGM) ve Uluslararası Af Örgütü ile ortaklaşa yürütülmektedir.