Anadolu'da yaşayan HIV Pozitiflerin hukuk analizleri açıklandı.

17 Aralık 2009 Perşembe günü 15:00 - 17:00 saatleri arasında İstanbul LaresPark Otel'de "Anadolu Projesi" (HIV ile yaşayan bireyler için destek hizmetlerinin yaygınlaştırılması) projesinin sonuçları açıklandı. Birleşmiş Milletler HIV/AIDS Ortak Programı (UNAIDS) desteği ile İstanbul başta olmak üzere HIV Pozitiflerin yoğun olarak yaşadığı toplam 10 ilde Pozitif Yaşam Derneği tarafından yürütülen proje ve ankette çarpıcı sonuçlar çıktı...

HIV ile yaşayan kişilerin tedaviye ve sosyal güvenliğe erişimi ile ilgili problemlerin, uğradıkları ayrımcılık ve damgalanmayı tespit ederek, bölgesel farklılıklar açısından değerlendirmek amacıyla 2008 - 2009 arasında 1 yıl süreyle yürütülen proje kapsamında 163 HIV ile yaşayan kişiye ulaşıldı.

Final raporunun paylaşıldığı toplantı, T.C. Sağlık Bakanlığı Temel Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü Bulaşıcı Hastalıklar Daire Başkanı Dr. Ercan Bal, Birleşmiş Milletler HIV/AIDS Ortak Program Müdürü Ela Aktürkoğlu, enfeksiyon hastalıkları uzmanları, Sivil Toplum Kuruluşları ve özel sektör temsilcileri katılımı ile gerçekleşti.

Enfeksiyon doktorları ve yerel temsilciler aracılığıyla ulaşılan HIV Pozitiflerin sorunlarını tespit etmek, yerelde karar vericiler (İl Sağlık Müdürlüğü, Kaymakamlık, Belediye, Sağlık personeli) ile birlikte sorunlara çözüm geliştirmeyi hedefleyen projeyi Pozitif Yaşam Derneği (PYD) yönetim kurulu üyesi Tekin Tutar yürüttü.

Anadolu Projesiyle Türkiye'de en fazla HIV ile yaşayanların bulunduğu 10 ilde (İstanbul, İzmir, Antalya, Adana, Ankara, Kayseri, Mersin, Bursa, Kocaeli, Trabzon) HIV Pozitif kişilere ulaşmak, HIV tedavisi ve hakları konusunda onları bilgilendirmek ve destek hizmetlerine yönlendirmek, mevcut durumlarını analiz etmek ve yaşadıkları sorunlara çözümler üretmek hedeflendi.

Projede aynı zamanda hedeflenen illerdeki HIV Pozitifleri takip ve tedavisini yapan kliniklerin teknik ve fiziki koşulları hakkında veri toplama ve gözlem yapma fırsatı ile birlikte yerel yönetimlerin HIV/AIDS konusuna yaklaşımlarını öğrenme ve bu kuruluşlarda farkındalık yaratmak amaçlandı.

Toplantıda; Ayrımcılık ve damgalanmanın engellenmesi için bilgilendirme çalışmaları yürütüldüğü, ancak bilgilendirme çalışmalarının yanı sıra yasal ve yapısal düzenlemelerin yapılması gerektiğinin önemle altı çizildi.

Sağlık kurumlarında, işyerlerinde, okullarda, diğer kamusal alanlarda, medyada ve sosyal çevrelerinde ayrımcılığa uğraması HIV Pozitif bireyleri aşağıda özetlenen ihlallerle karşı karşıya bırakmaktadır.

  • Mülkiyet ve barınma hakkı ihlalleri nedeniyle ev, semt-şehir değiştirme ve toplumdan izole bir yaşam,
  • İşten atılma veya bırakmaya zorlama nedenleriyle çalışma hakkının ihlali,
  • Eğitim ve öğrenim görmeye devam edememe nedeniyle eğitim görme hakkı ihlali,
  • İsimlerinin açık şekilde medyada yer alması ile özel hayatın mahremiyeti ihlali,
  • Tedaviye erişimin önündeki engellerin kalkmaması,
  • Tedavilerini aksatması veya reddi
  • Başka bir şehirde tedavi almak durumda kalmak,
  • Sığınmacılar ve diğer yabancı uyrukluların tedaviye erişememeleri,
  • Yeşil kart çıkartma prosesindeki güçlükler nedeniyle tedaviyi aksatma,
  • Hastanelerde uygulanan eksik ve yanlış tedaviler / bilgilendirmeler ile HIV Pozitiflerin sağlık hakkı ihlali ve kimi zaman yaşama hakkı ihlalleri.

Destek Hizmetleri Yaygınlaştırılmalı Sunumunda hastanelerdeki hasta hakları birimleri, sosyal hizmet uzmanları, psikolog ve psikiyatristler ile valilik ve kaymakamlıklar bünyelerindeki sosyal yardımlaşma ve dayanışma vakıflarına HIV ile yaşayan kişilerin ulaşmasını ve böylece kişilerin maddi ve manevi yönden güçlendirilmelerini sağlamaya yönelik çalışmaların yapılması gerektiğini vurgulayan Tekin Tutar; "HIV Pozitif bireylere sağlanan destek hizmetlerinden sadece PYD'ye ulaşanlar yararlanabilmektedir. Oysa ki destek hizmetlerinin sağlık sistemi içine dahil edilmesi ve yaygın bir destek sisteminin oluşturulması gerekmektedir" dedi.

Tutar'a göre destek hizmetlerinin yaygınlaştırılmasının önemi ise şöyle; "HIV Pozitif kişilere yönelik danışmanlık ve destek hizmetlerinin yaygınlaştırılmasının kişilerin HIV statülerini kabullenmeleri ve HIV ile yaşama becerilerini geliştirmelerini kolaylaştıracağı düşünülmektedir. Bunun aynı zamanda yaşadıkları sorunların tespitini ve çözümlenmesini de sağlayacak bir unsur olduğu da yapılan çalışmalarda tescillenmiştir. Bu kişilerin ulaşabileceği bir destek mekanizmasının yoksunluğu sadece HIV ile yaşayanları değil aynı zamanda onların yakınlarını, doktorlarını ve aslında tüm toplumu olumsuz etkilediği gözlemlenmiştir. İller bazında bakıldığında hastane-destek hizmetleri arasındaki işbirliğinin, HIV Pozitif kişilerin sorunlarını çözerek yaşam kalitelerini arttırdığı görülmüştür. İzmir, Antalya ve Kayseri illerindeki işbirliği sayesinde kişilere daha fazla ulaşılabilmiştir. Eğitim düzeyi düşük ve kırsal kesimde yaşayan HIV Pozitif bireylere ulaşmada doktorların gayretleriyle olumlu neticeler alınmıştır. Kayseri ilinde ulaşılan kişilerde doktor yönlendirmesi etkin olarak varlık göstermiş ve ulaşılması neredeyse imkânsız olduğu düşünülen kişilere bu sayede ulaşılmıştır." Çözüm İş Birliği Vaka sunumları yapan Pozitif Yaşam Derneği Başkanı Arzu Kaykı; "Yaşanan sorunlara çözümler geliştirmeye yönelik Sağlık Bakanlığı başta olmak üzere ilgili tüm kurum ve kuruluşların işbirliği içinde çalışmalar yapılması ve böylece tedaviye erişimin önündeki engellerin ortadan kaldırılması sağlanmalıdır. Bu hem HIV Pozitif bireylerin yaşamlarını hem de toplum sağlığını olumlu etkileyecektir. Tüm işbirliklerine açığız" dedi.

Tedavi herkesin hakkı

Yapılan sunumlardan sonra gerek enfeksiyon uzmanları, gerekse T.C. Sağlık Bakanlığı Temel Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü Bulaşıcı Hastalıklar Daire Başkanı Dr. Ercan Bal tüm HIV ile yaşayanların tedaviye kesintisiz ve engelsiz ulaşımına vurgu yaptı. Dr.Ercan Bal Bakanlığın çalışmalarının herkesin sosyal güvenlik aranmaksızın ve ücretsiz tedaviye erişimi yönünde olduğunu belirtti. Proje kapsamında yürütülen ve 114 HIV Pozitif kişi ile yapılan anket sonuçlarında:

  • Katılımcıların E,5'i hastaneye veya doktora başka rahatsızlıklar nedeniyle gittikleri anda birazda tesadüfi bir şekilde HIV taşıdıklarını öğrenmişlerdir.  
  • Anti- HIV testi yaptırma nedenlerinden şüphelenme ve kan bağışı sırasında ortaya çıkması diğer illerde daha ağırlık kazanırken, İstanbul'da yaşayanlar için eşinde/partnerinde HIV'in olması nedeniyle test yapılması, işyerinden istenen veya kendilerinin yaptıkları rutin kontroller sonucu ve evlilik/ ilişki öncesi yapılan testlerden dolayı öğrenme öne çıkmaktadır.  
  • Tanının kendisinden habersiz başkaları ile paylaşıldığını belirten katılımcıların oranı ('dir. Özellikle eş, akraba, arkadaş gibi yakın çevre olmak üzere hastane personeli ve doktorlar tanı konan kişiden izin alınmadan bilgilendirilebilmektedir.  
  • Diğer illerde, tanının katılımcının izni olmadan paylaşılma oranı İstanbul'da yaşayanlara göre daha fazladır.  
  • Katılımcıların büyük bir çoğunluğu gittikleri tanı merkezinde olumsuz bir davranışla karşılaşmadıklarını belirtmişlerdir. Dışlama, uzak durma, deşifre edilme gibi olumsuz tutumlarla karşılaşan katılımcılar mevcuttur.  
  • Katılımcıların sadece 8'i tanıyı açıklayan sağlık görevlisinin kendisine doğru bilgiler verdiğini belirtmektedir. B oranında katılımcı hiçbir şekilde bilgilendirilmediklerini belirtirken, %8 oranında katılımcı yanlış bilgilendirildiklerini düşünmektedir. Özellikle HIV'in tedavisi olmayan bir hastalık olarak aktarılması, kesin ölümle sonuçlanacağı, çocuklarına sarılmamaları, cinsel hayatlarını bitirmeleri gerektiği gibi yanlış bilgilere maruz kaldıklarını belirtmektedirler.  
  • Diğer illerde yaşayan katılımcıların İstanbul'da yaşayanlara oranla, tanıyı açıklayan kişiler tarafından daha doğru bilgilendirildikleri görülmektedir.  
  • Katılımcıların H'i hastanede kendilerini rahatsız edecek davranışlara maruz kaldıklarını belirtmişlerdir. Özellikle doktorlar ve sağlık personeli tarafından mahremiyet haklarının ihlal edilmesi ve tedavi/ameliyat ihtiyaçlarının reddedilmesi en çok yaşadıkları sıkıntılar olmaktadır. Bu tür davranışlara maruz kalan katılımcıların %3'ü tedavileriniaksatmış veya geciktirmişlerdir.  
  • Diğer illerde yaşayan katılımcıların hastanelerde hak ihlaline ve kötü muameleye maruz kalma oranları İstanbul'da yaşayan katılımcılara göre daha yüksektir.  
  • Enfeksiyon servisindeki sağlık personelinin davranışlarından memnun olan katılımcıların oranı r'dir.  
  • Katılımcıların sadece G'lik kısmı gittikleri hastanenin diğer bölümlerindeki personellerin davranışlarından memnun kalmaktadır.

Raporun tamamına ulaşmak için tıklayınız