Dünya Sağlık Örgütü (WHO) Türkiye’de HIV tedavisine erişim oranlarını açıkladı..

2010 yılı, küresel HIV yanıtı için önemli bir yıl. 2006’da Birleşmiş Milletler AIDS genel toplantısında dünya liderleri 2010 yılı sonuna kadar HIV önleme, destek, tedavi ve bakım hizmetlerine herkesin tam olarak erişebilmesini sağlamak yönünde taahhütte bulunmuşlardı. Bu taahhütlerin ne ölçüde gerçekleştirildiğinin tespiti için, 144 düşük ve orta gelir düzeyindeki ülkede 2009 yılında HIV önleme, tedavi ve bakım ile ilgili sağlık sektöründe yapılan uygulamalar bu raporda değerlendirildi. Rapora göre daha fazla sayıda gelişmekte olan ülkede yaşanan gelişmeler HIV/AIDS tedavi ve hizmetlerine herkesin erişebileceğini gösteriyor.

Rapora göre 2009 yılı içerisinde düşük ve orta gelirli ülkelerde ihtiyacı olanların % 36’sına denk gelen 5.25 milyon kişi HIV tedavisine erişti. Bu artış Aralık 2008’den beri 1.2 milyon kişinin tedaviye eriştiğini gösteriyor; ki bu da bugüne kadar tek bir yıl içerisinde görülen en yüksek artış olarak değerlendiriliyor. İncelenen 144 ülkenin sekizi HIV tedavisini en az % 80 oranında HIV Pozitife ulaştırmak amacına ulaşmış görünüyor. Özellikle HIV’den en fazla etkilenen bölge olan Doğu ve Güney Afrika’da önemli gelişme kaydedilmiş olması umut verici olarak değerlendiriliyor. Arlarında Türkiye’nin de bulunduğu 21 ülkede ise % 50 – 80 oranında HIV Pozitif tedaviye erişebiliyor.

Türkiye’de HIV tedavisine erişim oranları

Rapora göre Türkiye, Aralık 2009 itibariyle tedavi ihtiyacı olan HIV Pozitiflerin tedaviye erişiminin % 50 – 80 arasında olduğu 21 ülke arasında yer alıyor.

Raporda yer alan, düşük ve orta gelirli ülkelerde 2009 yılı itibariyle HIV testi ve danışmanlığı verilen kurumlar listesine göre, Türkiye’de 1362 kurumda HIV testi ve danışmanlığı sağlanıyor. Buna göre Türkiye’de her 100 bin yetişkin kişiye 3.3 kurum düşüyor.

Rapora göre Türkiye’de 2008 yılı içerisinde antiretroviral tedavi alan HIV Pozitif kişi sayısı 900 iken bu rakam Aralık 2009 itibariyle 1000 kişiye yükseliyor. Tedaviye CD4 sayısının 350 ve altında olduğu durumda başlanmasını öneren Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) 2010 kılavuzu temel alındığında, 2009 yılında Türkiye’de tedaviye ihtiyacı olan HIV Pozitif kişi sayısı tahmini olarak 1600 (1200 – 2100 arası); ihtiyacı olan kişiler arasında tedavi görenlerin oranı ise yaklaşık % 62 (% 48 - % 84 arası) olarak hesaplanıyor.  

Tedaviye CD4 sayısının 200 ve altında olduğu durumda başlanmasını öneren eski (2006 tarihli) DSÖ kılavuzlarına göre hesaplandığında ise tedaviye ihtiyaç duyan HIV Pozitif sayısı ortalama 1100, tedaviye erişim oranı ise ortalama % 90 olarak tahmin edilmiş. Raporda, Türkiye’de Ocak – Aralık 2006 tarihleri arasında anneden bebeğe geçişin önlenmesi için tedavi alan HIV Pozitif hamile kadın sayısının dört olduğu belirtilmiş. UNAIDS/DSÖ yöntemlerine göre anneden bebeğe geçişi önlemek için antiretroviral tedavi alması gereken tahmini hamile kadın sayısı Türkiye için en fazla 200 olarak belirlenmiş ve bunların % 3 ila % 13 arasında bir oranda tedaviye erişebilecekleri tahmin edilmiş.  Yine UNAIDS/DSÖ yöntemlerine göre antiretroviral tedaviye ihtiyaç duyabilecek çocuk sayısı Türkiye için 100’ün altında; bu çocukların tedaviye erişme oranları ise % 10 – 21 arasında tahmin ediliyor.Türkiye’deki durumu genel olarak dünyadaki ve düşük ve orta gelir düzeyindeki ülkelerdeki tedaviye erişim oranları ile karşılaştırabilmek için, Türkiye’nin ülke sınıflandırma sistemleri içerisinde nerede yer aldığına dikkat edilmesi önemli. Bu raporda belirtildiğine göre Türkiye üst-orta gelir düzeyindeki ülkeler arasında yer alıyor. Coğrafi bölge olarak Orta Doğu ve Kuzey Afrika bölgesi içinde yer alırken, UNAIDS’in sınıflamasına göre Batı ve Orta Avrupa bölgesi içinde, UNICEF’in sınıflamasına göre Orta ve Doğu Avrupa ve CIS ülkeleri içinde, DSÖ’ne göre ise Avrupa Bölgesi içinde değerlendiriliyor.

‘Herkes için tedavi’ önünde engeller

Tedavi ve hizmetlerin ihtiyacı olan herkese ulaştırılmasının önündeki engeller ise özellikle fon kısıtlamaları, insan kaynaklarının yetersizliği ve HIV tanı ve ilaçlarının elde edilmesi ile ilgili sistem sorunları olarak belirtiliyor. Ayrıca raporda en fazla risk altında olan gruplar, özellikle seks işçileri, damar içi madde kullananlar ve erkeklerle seks yapan erkekler için önleme çalışmalarının halen kısıtlı kaldığı vurgulanıyor. Örneğin, rapora giren ülkelerdeki damar içi madde kullananların yalnızca üçte birine HIV önleme programları dahilinde ulaşılabildiği belirtiliyor.

Bunun yanı sıra 10 ülkeden toplanan verilere göre HIV Pozitif kişilerin % 60’dan fazlası HIV statülerini bilmiyor. Bunun sonucu olarak da birçok hasta çok geç bir aşamada tedaviye başlıyor.

Dünya Sağlık Örgütü HIV/AIDS direktörü Doktor Gottfried Hirnschall’a göre raporda yer alan bulgular tedaviye erişimin önündeki engelleri gösterdiği kadar, tedavinin etkinliğini arttırmak için fırsatlarımızın neler olduğunu da gösteriyor. Tedaviye erken başlanmasını sağlayarak ve ilk bir yıl içerisinde tedaviye uyumu arttırarak birçok yaşam kurtarmak mümkün.

‘Herkes için tedavi’ amacına yönelik atılması gereken adımlar:

Raporda herkes için tedavi amacını gerçekleştirebilmeye yönelik uluslararası toplum tarafından atılması gereken adımlar aşağıdaki gibi sıralandı:

HIV/AIDS önleme, tedavi ve bakım hizmetlerine herkesin ulaşabilmesi için verilmiş olan siyasal ve ekonomik taahhütlerin gözden geçirilmesi.

HIV/AIDS ile tüberküloz, anne ve çocuk sağlığı, cinsel sağlık ve madde kullanıcıları için zarar azaltma gibi ilgili hizmetler arasında daha fazla entegrasyon sağlamak.

Halk sağlığını geliştirmek ve yaygınlaştırmak için sağlık sistemlerini güçlendirmek.

Özellikle daha fazla risk altında olan grupların HIV’e maruz kalmalarına sebep olan yasal ve yapısal bariyerlerin azaltılması için kesin önlemler almak.