Diyarbakır'da Yasal Çerçeve Oluşturmada İş Birliği Arama Toplantısı

“HIV/AIDS ile Yaşayanların Haklarına Yönelik Savunuculuk ve Farkındalık yaratma” Projesi kapsamında HIV/AIDS konusunda ayrıntılı ve kapsamlı bir yasa taslağı oluşturmak amacıyla düzenlenen üçüncü “Yasal Çerçeve Oluşturmadaİş Birliği Arama Toplantısı”  14 Mart 2011 tarihinde Diyarbakır’da düzenlendi. Toplantıya 27 kurumdan 49 kişi katıldı.

HIV/AIDS konusunda toplumsal sorumluluğu geliştirmek ve bir yasa tasarısı oluşturmak amacıyla yürütülen  “HIV/AIDS ile Yaşayanların Haklarına Yönelik Savunuculuk ve Farkındalık yaratma” projesi kapsamında düzenlenen“Yasal Çerçeve Oluşturmada İş Birliği Arama Toplantısı”na;Diyarbakır Valiliği, Diyarbakır Emniyet Müdürlüğü, İl Milli Eğitim Müdürlüğü, İl Sağlık Müdürlüğü, Büyükşehir Belediyesi’nden birimler ile Diyarbakır Kadın Araştırmaları ve Sorunları Merkezi, İnsan Hakları Derneği, Eğitim-Sen, Mazlum-Der, Türkiye İnsan Hakları Vakfı, Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası, Yerel Gündem 21, Van Kadın Derneği, Kamer Vakfı, Kardelen Kadın EviDiyarbakır Sanat Merkezi, Gençlik ve Değişim Merkezi, Toplum Gönüllüleri Vakfı, Hevjin, Göç-Der, Dicle Ünv. Tıp Fakültesi Atatürk Sağlık Yüksek Okulu, Yasama Derneği, Uluslararası Af Örgütü temsilcileri, sağlık çalışanları ve HIV ile yaşayanlar katıldı. 

“Hekim hastasının kişiliğine, sağlığına ve haklarına saygı göstermekle yükümlüdür”

İstanbul Üniversitesi Adli Tıp Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Sevki Sözen HIV/AIDS temelinde hekim sorumluluğu, hasta haklarıve adli tıp sunumunda; Türkiye’de ki durumu, sorunları ve beklenen gelişmeleri aktardı.

“Türkiye’de halen eski kuşak testleri kullanan hastaneler var. Sadece 4 ilde olmasına rağmen Gönüllü Danışmanlık ve Test Merkezleri çalışmıyor. Buralarda kişisel bilgiler sorgulanıyor, mahremiyet gözetilmiyor. Sağlık profesyonellerinde bilgi eksikliği mevcut, test sonuçları uygunsuz şekilde açıklanmakta ve HIV pozitiflerin sağlık hizmeti almaları esnasında toplumsal önyargılar bulunmakta ve gizlilik ilkesine uymamaktadır.” diyen Sözen ivedilikle iyileştirilmesine ihtiyaç olan Direnç Testlerine şu sözlerle vurgu yaptı; “Direnç testleri ülkemizde 3 merkezde yapılmakta. Bunların sadece biri (İstanbul) sosyal güvence kapsamında yapmaktadır. Öte yandan dirençli hastalar için son ilaç seçeneği olan ve hayati önem taşıyan ilaçlar için yurt dışından ilaç lisans başvurusu çok uzun sürüyor.  “Sağlık çalışanlarından (doktor, hemşire ve sağlık personelinden) başta mesleğinin gerektirdiği bilgi ve tecrübeye sahip olmaları, mesleklerini uygularken yeterli dikkat ve özeni göstermeleri, hukuk ve etik kurallara uygun hareket etmeleri, gerekiyorsa mezuniyet sonrası eğitim eksikliğini gidermesi beklenmektedir. Hekim, hastasının kişiliğine, sağlığına ve haklarına saygı göstermekle yükümlüdür.Aynı zamanda da mahremiyetine (ölümden sonra bile) özen göstermesi ve yeterli sağlık bakımı ve tedavi verme ile de yükümlü olduğuna değinen Sözen hasta haklarını şu sözlerle özetledi; “HIV/AIDS temelinde bakıldığında hastanın;sağlık hizmetlerinden adalet ve hakkaniyet çerçevesinde yararlanma, diğer hastalardan ayrım yapılmaksızın, uygun sağlık bakımı alma ve bu tedaviye devam etme, hastalıkları hakkında bilgilenme, kendi hekimini ve hastanesini ya da sağlık kuruluşunu serbestçe seçme ve değiştirebilme hakları bulunmaktadır. 

"HIV/AIDS Yasası" neden gerekli? 

Özel HIV/AIDS yasaları ile ilgili sunumyapan Pozitif Yaşam Derneği proje koordinatörü Murat Köylü; “HIV ile yaşayanların hakları kimi ülkelerde diğer yasalar içerisinde korunmaktadır. Öte yandan pek çok ülkede ise HIV/AIDS ile ilgili özel yasalar bulunmaktadır. Çok kapsamlı olan bu yasaların ortak amacı; HIV/AIDS ile yaşayan kişileri haklarını kullanılabilir hale getirmek, ayrımcılıktan korumak ve HIV yayılımını önlemektir.” dedi. 

Türkiye’de HIV/AIDS'le ilgili herhangi bir yasal bir düzenleme bulunmadığına dikkat çeken Murat Köylü; “Ülkemizde HIV pozitif bireylerin haklarını koruyan bir yasa bulunmamaktadır. Bu nedenle ayrımcılığa uğramakta ve damgalanarak okullarından, iş yerinden, sosyal çevrelerinden uzaklaştırılmaktadırlar. Başta parlamento üyeleri olmak üzere kamu kuruluşlarının ve sivil toplum kuruluşlarının HIV/AIDS konusunda duyarlılığını arttırmak amacıyla yürüttüğümüz projenin asıl hedefi Türkiye'de HIV ve AIDS'le ilgili, HIV'le yaşayanların haklarını da koruyacak bir yasa tasarısı oluşturmaktır.” dedi.

  Karar Vericiler ve Yasa Yapıcılarla İş Birliği  

Proje Direktörü Serhan KarataşFarkındalık ve Savunuculuk Projesi deneyimini paylaştığı sunumundakarar vericiler ve yasa yapıcılarla yürütülen çalışmalar ile TBMM Komisyonlarına yapılan sunumları aktardı.

Meclise 8 soru ve 1 araştırma önergesi verildiğini anlatan Karataş proje kapsamında yapılan araştırmalar ile ilgili bilgiler verdi; “Tamamladığımız 4 araştırma içerisinde öne çıkan Damgalama Raporlama Araştırması Sonuçlarında; HIV nedeniyle son 1 yılda 0 hak ihlaline maruz kalma ve HIV tanısı kişinin izni dışında sağlık çalışanları tarafından diğer insanlarla paylaşılması ise C oranında olduğu gözlenmiştir.  Bireyin bilgisi dışında teste tabi tutulması ve test yaptırırken danışmanlık/destek sağlanmaması (v) önemli bir sorundur.” dedi.  

 “İnsan hakları bağlamında HIV/AIDS” 

HIV/AIDS ve Hak İhlalleri sunumunu gerçekleştiren Helsinki Yurttaşlar Derneği – Pozitif Yaşam Derneği Hukuk Poliklinikleri Proje Koordinatörü Cenk Soyer;“HIV/AIDS sadece tıbbi ve toplumsal bir sorun olmayıp, üzerinde önemle durulması gereken bir insan hakları meselesidir. HIV ile ilgili olarak tıbbi ve  toplumsal düzeyde edinilen yanlış bilgiler, HIV ile yaşayan insanlar/kurumlar için çözülmesi gereken en büyük sorunlardan birini oluşturmakta ve bu yanlış bilgilenmeler toplum içerisindeki önyargıları tetiklemektedir.” dedi. 

İnsan haklarına saygılı yaklaşım HIV/AIDS ile mücadelede tek etkili yöntem olduğunu vurgulayan Soyer; “Ne yazık ki, HIV ile yaşayan bireyler yasal güvencelerden diğer vatandaşlarla eşit olarak yararlanamamakta ve başka hiçbir tıbbi tanıda görülmeyen biçimde  çok çeşitli alanlarda ve çeşitli biçimde  hak ihlaline/ayrımcılığa maruz kalmaktadır.” dedi ve HIV/AIDS ile ilgili yasal mevzuat oluşturulması konusunda iş hayatı, adalet mekanizması, kadın - çocuk ve sosyal güvenlik bağlamında önerilerde bulundu.

“HIV ile Yaşamak Mümkün”

Erken tanı ve başarılı tedaviler ile HIV’in günümüzde kronik bir durum olduğunu anlatan Pozitif Yaşam Derneği eğitmeni / iletişim sorumlusu Çiğdem Şimşek,

Tedavi edilmediği takdirde AIDS’e neden olan HIV’i baskılayan tedaviler15 yıldan bu yana ülkemizde bulunmakta ve kullanılmaktadır. İlaç kullanan HIV pozitifler sağlıklı ve kaliteli bir şekilde yaşamlarına devam edebilmekte, çalışabilmekte, evlenebilmekte ve gerekli önlemlerle çocuk sahibi olabilmektedirler. HIV ile yaşayan kişilerin hayatını virüs değil, yanlış bilinenler ve önyargılar zorlaştırmaktadır.” dedi.

HIV’in bulaş – özellikle de bulaşmama yollarını şu sözlerle paylaştı; “HIV; temel 3 yol (korunmasız cinsel ilişki, kan nakli, önlem alınmazsa anneden bebeğe: doğum veya emzirme) dışında bulaşmamaktadır. Bu nedenle HIV pozitiflerle aynı evi – işyerini -  okul sıralarını paylaşmakla, aynı havluyu – tuvaleti – havuzu – çatalı/kaşığı – bardağı kullanmakla, sivrisinek ısırmasıyla, tükürük ve ter ile bulaşmaz. HIV içeren sıvı dış ortamda hava ve güneş ile temas ettiğinde çok kısa sürede bulaştırıcılığını yitirir.  HIV ile yaşayan kişileri dışlamanız için hiçbir neden yoktur.”