Bültenimizdeki Konu Başlıkları:

  • Türkiye HIVTRI Organizasyonuna ev sahipliği yaptı!
  • Yasemin Arpa'nın haberi: "Hastaların Efendisi Kim?"
  • Denizli Devlet hastanesinde Aile hekimlerine seminer verdik!
  • Ayın yazısı: "Hekimler nerede hata yapıyor?"
  • Kayseri'de doktor adaylarıyla seminerdeydik..
  • Yeditepe Üniversitesi İletişim Fakültesindeydik!
  • Nor Radyo'ya roportajlarimizla konuk olduk
  • Besinsel Selenyum takviyesinin HIV üzerinde etkisi
  • Odtü'de, Yaşayan Kütüphane'de kitap olduk!
  • Tüm Hemşirelerimizin Hemşireler Haftasını Kutluyoruz..
  • 4. Uluslararası Homofobi Karşıtı Buluşması için Diyarbakır'daydık!
  • Hürriyet Daily News'te HIV'in Avrupa'da göz ardı edildiği haberi yayınlandı.
 



 

 




 

 
          


TÜRKİYE, HIV/AIDS ÜZERİNE
ÇOK ÖNEMLİ
BÖLGESEL BİR TOPLANTIYA EV SAHİPLİĞİ YAPTI.

 

HIVTRI (HIV Eğitim ve Kaynak Sağlama Girişimi) tarafından 6–8 Mayıs 2009 tarihlerinde İstanbul’da “Güney Doğu Avrupa’da HIV II: Gelişim için beraber çalışmak” başlığı altında düzenlenen toplantıya 14 Güney Doğu Avrupa ülkesinden 130 kişi katıldı. Toplantıda bölge içinde HIV ile yaşanların ilaca ve tedaviye erişimi, uğradıkları ayrımcılık ve damgalanmanın boyutları ve alanda yapılan bilimsel araştırmalar konularında; hekimler, hemşireler, HIV Pozitifler, devlet yetkilileri, uluslararası uzmanlar ve ilaç şirketleri temsilcilerini bir araya getirerek çözüm önerileri geliştirildi.

Toplantıya Arnavutluk, Bosna-Hersek, Bulgaristan, Hırvatistan, FYR Makedonya Cumhuriyeti, Yunanistan, Macaristan, Karadağ, Romanya, Sırbistan, Sırp Cumhuriyeti, Slovenya, UNMIK Kosova ve Türkiye’den delegasyonlar katıldı. Bu önemli toplantı, bölgedeki paydaşların, tüm dünyadan gelen HIV konusunda tecrübeli uzmanlarla bir araya gelmeleri, fikir ve deneyimlerini paylaşmaları, sorunları ve çözüm önerilerini tartışmaları için olumlu bir ortam yarattı ve özellikle ilaç endüstrisi temsilcilerinin, Güney Doğu Avrupa’nın şartlarını ilk elden öğrenmesi açısından bir fırsat sundu.

Bölgenin HIV vaka sayısının henüz düşük olması dolayısıyla HIV/AIDS’in hükümetler, ilaç şirketleri, medya ve tüm toplum tarafından öncelik olarak görülmemesi ve bu nedenle gerek önleme, gerekse tedaviye ilişkin ulusal programların eksikliği ağırlıklı olarak tartışıldı. Toplantıda özellikle dikkat çekilen nokta ise bölgede sayıların artış hızının yüksek olması ve bu sayıların artmaması için biran evvel harekete geçilmesi gerektiği idi. Türkiye başta olmak üzere bölgenin genelinde ayrımcılık ve damgalanmaya bağlı olarak test yaptırma alışkanlığının fazla olmadığı ve buna bağlı olarak da gerçek sayıların bilinmediği üzerinde duruldu. Buna bağlı olarak ise HIV ile yaşayan ancak tanısı konulmayan kişiler aracılığı ile virüsün hızla yayılabileceği endişesi dile getirilerek, bu bölgede HIV testi alışkanlığının yaygınlaşması, gönüllü test ve danışmanlık merkezlerinin sayısının ve kalitesinin arttırılmasına ihtiyaç duyulduğu vurgulandı. Ayrıca, pozitif önleme çalışmaları vurgulanarak, HIV ile yaşayan kişilerin tedaviye ulaşması sayesinde bulaşın azalacağı dile getirildi. Öte yandan, çeşitli yakınmalarla hastaneye başvuran, HIV’in erken belirtilerini taşıyan kişilerin HIV testine yönlendirilmesi konusunda hastane personelinin, özellikle doktor ve hemşirelerin eğitime gereksinim duyduğu ve bu konuda acilen programlar geliştirilmesi gerektiği vurgulandı.Devamı için tıklayınız

 



 

'Hastaların efendisi' kim?

Sağlık bilgilerimiz güvenli ellerde mi? Kimlerle paylaşılıyor? Hastalar kendi tıbbi verilerinin efendisi olmazlarsa başlarına neler gelebilir? - YASEMİN ARPA/ntvmsnbc

İSTANBUL - Dr. Leyla Keser Berber, Dr. Mahir Ülgün ve Hollanda'daki uçak kazasında ağır yaralanan akademisyen Cüneyd Er'in birlikte yazdıkları “Elektronik Sağlık Kayıtları Özel Hayatın Gizliliği”, bu sorulara yanıt arayan bir ilk kitap. Kitabın bir başka özelliği de içeriğinin iki yazarı tarafından yaşanarak test edilen bir kitap olması. Dr. Leyla Keser Berber, kitabın son aşamasında Hollanda'daki uçak kazasında ağır yaralanarak iki ay boyunca yoğun bakımda kalan akademisyen arkadaşı Cüneyd Er'in kitabı aldıktan sonra verdiği tepkileri şöyle anlatıyor:

Cüneyd, Bilgi Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ni bitirdi. Ben onun yüksek lisans tez hocalığını da yaptım.

“Biometrik Yöntemler ve Özel Hayatın Gizliliği” diye bir yüksek lisans tezi yazdı. Sonra Hollanda’da doktora yapmaya başladı. Ayrıca Avrupa Konseyi Proje Ofisi’nde görevli. Hollanda’ya da doktora tezi için hocasıyla görüşmek üzere gidiyordu. Tezi de “Adli Bilişim ve Özel Hayatın Gizliliği” idi. Maalesef uçak kazasında oradaydı. İki ay komada, yoğun bakımda kaldı. Cüneyd, bir bilim adamı ve yazılan çizilen şeylerden, üretmekten hoşlanıyor. Kitabı bitirmiştik. Uçak yolculuğundan iki gün önce konuşmuştuk; geldiğinde kitabın son düzeltmelerini yapmak istiyordu. Cüneyd geldikten sonra düzeltip öyle mi yayınlayalım, diye düşündük fakat daha sonra koma döneminde insanları hayata bağlayacak, ilgilendikleri konularla ilgili şeylerin onları motive ettiği, hoşlarına gittiği söylendi. O yüzden kitabın düzeltmeleri yaparak Ben ve Mahir Ülgü bastık. Ve kitabın ilk gittiği kişi Cüneyd oldu. Ailesi kitabı Cüneyd’e gösterdi, eliyle tutturdu. Arkadaki fotoğrafı göstermişler. Sonra da birkaç gün içinde çok güzel haberler geldi ve Cüneyd uyandı. Ve çok şükür, sağlıklı uyandı. 

Cüneyd’e bu süreçte o kadar çok insan bir şeyler yazdı, çizdi ki, kardeşi Ömer bunların hepsini açarak okudu. Dolayısıyla e-postalarını okudu, Cüneyd’in özel hayatının gizliliği kalmadı. Yazının devamı için tıklayınız

 



 

 

Denizli Devlet Hastanesinde Seminerdeydik!
 


4 Nisan 2009 tarihinde Denizli Valiliği tarafından Denizli Devlet Hastanesi'nde düzenlenen, aile hekimlerinin HIV/AIDS konusunda bilgilendirilmesini amaçlayan seminere katıldık.

Yaklaşık 150 aile hekiminin katıldığı seminerin açılış sunumunda Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları Kliniği Öğretim Görevlisi Prof. Dr. Deniz GÖKENGİN cinsel yolla bulaşan hastalıklar, bulaş yolları, tedaviler, HIV/AIDS ve korunma yolları konusunda bilgiler verdi.

Seminerin 2. bölümünde, 8 yıldır HIV/AIDS’le yaşayan Cem (Rasti) HIV ile süren yaşamı ve yaşadıklarıyla ilgili özet bilgiler verdikten sonra, özellikle sağlık kuruluşlarında yaşanan hak ihlalleri ve ayrımcılık konusuna değindi. Diğer taraftan, Enfeksiyon Hastalıkları dışındaki çeşitli kliniklerde de tedavi görme ihtiyacı doğduğunda, hekimlerin hastayı tedavi etmekten kaçınması, hastanın rahatsız edici sorulara maruz bırakılması ve alınan sıra dışı önlemler gibi konulara da dikkat çekti. Ayrıca HIV ile yaşamanın temel ilkelerinden biri olan Mahremiyet hakkı üzerinde durdu.

Seminerin 3. bölümünde Pozitif Yaşam Derneği'nin misyon ve vizyonu ve verdiği hizmetleri tanıttı ve danışmanlık veren kişilerin GİZLİLİK ilkesine tam olarak bağlı kaldığını özellikle belirtti..

Son bölümde; katılımcılardan gelen hak ihlâlleri konusundaki sorular üzerine, rapor edilen ihlallerle ilgili dava süreçlerinin halihazırda yürütüldüğü aktarıldı.

 



 

 

        Ayın Yazısı: Hekimler nerede hata yapıyor?

ABD'nin en ünlü hekimlerinden Jerome Groopman, konulan teşhislerin yüzde 15'inin yanlış olduğunu söylüyor; nedeni tıp eğitimindeki eksikler ve doktorların düşünme biçimi. Araştırmacı, hem hekimlere hem hastalara sağduyuyu elden bırakmamalarını salık veriyor.

Doktor Groopman, hastalarınızdan birinin çok şiddetli sırt ağrılarından şikâyet ettiğini varsayalım. İki ortopedist birbirinden tamamen farklı teşhis koymuş. Hastanızın asıl rahatsızlığının ne olduğunu nasıl bulursunuz?

Meslektaşlarımın bulgularını bilmek bile istemem. İhtiyacım olan tek şey, bizzat hastanın yardımıdır. Bana şikâyetlerinin geçmişini anlatmasını, hem de tüm ayrıntısıyla anlatmasını isterim. Ünlü doktor William Osler'in şöyle bir sözü vardı: Hastamızı dinleyelim yeter, teşhis için gerekli bilgiyi bize verecektir.


Bir Harvard Tıp Fakültesi profesörü hiçbir tıbbi bilgisi olmayan hastasının yardımına ihtiyaç duyuyor, öyle mi?

Tabii ki öyle, hasta kendi vücudunu herhangi bir hekimden daha iyi tanır. Hastanın geçmişi, teşhis için can alıcı bilgileri içerir. Önce ona kulak verip bu bilgileri açığa çıkarmalıyım ki şikâyetinin ne olduğunu anlayabileyim.

Hastalar şikâyetleriyle birlikte muhtemel nedenlerini de sıraladığında bazı doktorlar sinirleniyor ama.

Çünkü bazı hekimler otoritelerinin sarsılmasından korkuyorlar. Ama ben şuna inanıyorum: Hastanın söylediği her şey çok değerlidir, sonunda doğru çıksın veya çıkmasın, hiç fark etmez. Yazının Devamı için tıklayınız

Söyleşi: Jörg Blech

 



 

 
Kayseri Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde doktor adaylarıyla seminerdeydik!
 

“Tıp Öğrencilerine yönelik Savunuculuk projesi” kapsamında, 15.05.2009 tarihinde  Kayseri Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde HIV/AIDS konusunda seminer veren arkadaşımız; bu anlamlı deneyimini ve yaşadığı duygu dolu anlarını kendi kaleminden aktarıyor.

BİR KAYSERİ MACERASI

Aylar önce biri bana üniversitenin birinde tıp öğrencilerine seminer vereceğimi ve bu seminerin konusunun HIV/AIDS olacağını söyleseydi çok gülerdim. Sanırım karşımdakinin delirdiğini düşünürdüm. Hayat sürprizlerle dolu! Dün imkânsız diye düşündüğümüz şeyler bugün gerçek olabiliyor. Aynen benim Kayseri maceram gibi...!

Savunuculuk projesi kapsamında, Müge Çevik ve Tekin Tutar “Kayseri’ye gelir misin?” dediklerinde seve seve kabul ettim. Ancak bu ilk deneyimimde tek başıma seminer vereceğimi öğrendikten sonra korkmadım desem yalan olur, hatta vazgeçmeyi bile düşündüm. Bilmek ayrı, bildiğini aktarabilmek apayrı. Birde karşında doktor adayları varken bunları anlatmak hiç kolay bir şey değildi benim için. 15.05.2009 tarihinde Kayseri Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi öğrencilerine HIV/AIDS konusunda seminer vermek için konferans salonunda hazır bulundum. Seminer başlamak üzere idi. İyi hazırlanmıştım ama bir konu hala açıktı: pozitif kimliğimi açıklamalı mıydım? Yazının Devamı için tıklayınız


 

 

Yeditepe Üniversitesi İletişim Fakültesi’ndeydik..
 


21 Nisan 2009 tarihinde Yeditepe Üniversitesi İletişim Fakültesi’ndeki Reklam Tasarımı ve İletişimi Bölümü 3.sınıf öğrencilerinin, HIV/AIDS konulu sosyal sorumluluk projeleri kapsamında gerçekleştirilen konferansta Pozitif Yaşam Derneği sözcüsü  “HIV ile Yaşamak” adlı sunumunu öğrencilerle paylaştı. İnteraktif olarak gerçekleşen sunumda, HIV ile ilgili genel bir bilgilendirmenin ardından HIV’in bilinmeyen ve yanlış bilinen yönlerinden bahsedildi. Tüm soruların bilimsel gerçeklere dayandırılarak açıklandığı sunumda HIV Pozitif insanların psikolojik durumu ve yaşadıkları hak ihlallerine de değinildi. Yaşanmış çarpıcı örneklerle, aslında herkesin HIV ile karşı karşıya olduğu ve bu hastalığa herkesin eşit mesafede durduğu vurgulandı. Toplumsal açıdan HIV/AIDS’e karşı oluşan önyargının bir nedeni de medya mensuplarının bu konuda kayıtsız kaldığı görüşünde olan Dernek, yarının medya mensuplarını bilgilendirerek, herkesi bu konuda duyarlı olmaya çağırdı.


Konuşmayı dinleyenler arasında öğrencilerin yanısıra öğretim üyeleri de bulunmaktaydı. Merak edilenlerin ve daha önce sormaya korkulan tabulaşmış soruların yanıt bulduğu konuşmanın sonunda Pozitif Yaşam Derneği’ne teşekkürler iletildi ve konferans sona erdi.

Yeditepe Üniversitesi İletişim Fakültesi
TULES SESLE

 



 

 

Nor Radyo'ya röportajlarımızla konuk olduk!
 

 

Nor (Ermenice ''Yeni'') Radyo olarak 4 aydır www.norradyo.com adresinden akşam 20:00 ile 01:00 arasında yayın yapmaktayız. Nor Radyo, Anadolu coğrafyasında yaşayan halkların kendilerini ifade edebilecekleri ve kültürlerini paylaşabilecekleri bir platform. Bunun yanı sıra toplumun içinde dışlanan veya aşağılanan her türlü farklılık da her zaman Nor Radyo’nun programlarının içinde kendine yer buldu.

Nor Radyo olarak bir amacımız da insanları farklı konularda bilgilendirmek. Bu bağlamda Nisan ayında ziyaret ettiğimiz Pozitif Yaşam Derneği, Nor Radyo için bir ilkti. İlk defa bir hastalığın bir araya getirdiği insanların dayanışması için kurulmuş bir derneği ziyaret ediyorduk.

Pozitif Yaşam Derneğine gelmeden, HIV konusunda program yapabilecek kadar bilgiliydik ama kişilerin kendi ''hikayelerinin'' anlatıldığı bir programın, yapılan araştırmalardan derlenen bir programdan daha anlamlı olduğunu düşünüyorduk.

Bundan dolayı radyocu arkadaşım ile gittiğimiz dernekte çok sıcak karşılandık ve hemen Kız Kulesiii ile röportaja geçtik.Röportajın sürdüğü 45 dakika boyunca sorular sordum Kız Kulesiii’ne. kendisiyle daha önce tanıştığım ve samimi üslubuna güvendiğim için her türlü soruyu yönelttim. Ondan sonra ise Pozitif Yaşam Destek Merkezi Sorumlusu Yasin Erkaymaz ile kısa bir röportaj gerçekleştirdik.
Aktarımların en önemlisi benim, Kız Kulesiii’nin özel hayatı ile ilgili soruları çekinerek sormama karşı, onun kendinden emin cevaplar vermesi; bu tavrın da

birçok Nor Radyo dinleyicisinin ilgisini çekmesi ve O’nu can kulağı ile dinlemeleriydi. Yorumların en önemlisi ise programı çok faydalı bulup önyargılarının farkına varan ve röportajların tekrar yayınlanmasını isteyen dinleyicilerden gelenlerdi. Yazının Devamı için tıklayınız

 



 

 
 Besinsel Selenyum Takviyesinin HIV üzerine etkisi
 

Miami Üniversitesinde yapılan bir araştırmaya göre besinsel selenyum takviyesinin HIV’in viral yükünü düşürüp, CD4 sayısında artışa neden olduğu ortaya çıktı.

Selenyum çoğu besinde bulunan bir mineraldir. Özellikle tahıl ve ette bulunur, bol olarak bulunduğu besinler; brokoli, esmer pirinç, tam tahıllar, süt ürünleri, deniz ürünleri, tavuk, sarımsak, ceviz, badem ve fındıktır.

Miami Üniversitesi’nde 262 HIV Pozitif  kişi üzerinde yapılan çalışmada bir gruba selenyum takviyesi yapılmış, diğer gruba ise plasebo 9 ay boyunca verilmiştir. Bu kişiler içerisinden 50 kişinin 9 ay sonrasında HIV RNA düzeylerinde düşüş ve CD4 sayılarında artış saptanmıştır.

Araştırmaya katılan ve tedavi alan kişiler tedavilerine olduğu gibi devam etmiştir, bu nedenle besinsel/tablet selenyum takviyesi alıyor olmak tedaviyi kesmek ya da eksiltmek anlamına gelmemektedir.

Ancak selenyumun fazla alınması sindirim sistemi ve sinir sistemi üzerinde yan etkilere neden olmaktadır, bu sebeple etkisinin alınabilmesi için günlük gerekli miktarın üzerine çıkılmamalıdır.  Besinlerle alınabilecek günlük miktara ek olarak, tablet formları da alınabilir ancak bu da kadınlarda 55mcg, erkeklerde 75 mcg üzerine çıkmamalıdır.

 



 

 

 Odtü’de; Yaşayan Kütüphanede "HIV+ kitap" olduk!
 

Bahar şenlikleri kapsamında 6–8 Mayıs tarihleri arasında, AEGEE- (Avrupa Öğrencileri Forumu) ve Ankara İnsan Hakları Proje Grubu ile Orta Doğu Teknik Üniversitesi’nde Yaşayan Kütüphane’yi gerçekleştirdi. Türkiye’de ilk olarak Barışa Rock festivalinde uygulanan proje, her bir insanın kitap olduğu ve istenen kişi tarafından okunduğu bir kütüphaneyi kapsıyor. Bu kitaplar, toplumda bir şekilde genellemelere maruz kalan, ayrımcılığa ya da insan hakları ihlaline uğramış insanlardan oluşuyor. Yaklaşık 25 kitap ve 370 okur ile gerçekleşen proje, yaşayan kitapların deneyimlerini insanlarla paylaşarak, toplumda yerleşmiş önyargılara ve ayrımcılığa, bunların getirdiği sorunlara değindi. HIV ile yaşamı anlatmak için 2 arkadaşımız da HIV pozitif kitap olarak yaşayan kütüphanede yerlerini aldılar.

Yaşayan Kütüphane de HIV+ kitap olarak katılan arkadaşımız Fuat’ın deneyimlerini sizlerle paylaşmak istedik:  

 “Bu projeye ilk defa katılan birisi olarak başlarda birçok çekindiğim durum vardı; Acaba bir tanıdık çıkar mı? Görünür bir HIV pozitif olmak benim için sorun olacak mı? İnsanların bana yaklaşımları nasıl olacak?... vs. birçok endişelerle bu toplantıya katıldım. Önce ki yapılan Yaşayan Kütüphane deneyimleriyle ilgili gelen raporu incelediğimde bunun çokta endişeye mahal bırakılmayacak bir durum olduğunu anlayarak azda olsa rahatlamış bir durumda Ankara’ya gittim. Organizasyonda görev alan arkadaşların yoğun ilgisi, alakası ile karşılanmak ta ayrıca beni çok motive etti. Uygulamanın ilk başladığı anda ki heyecanın tasviri asla olamaz, ama ilk okuyucunun  devamı için tıklayınız

 



 

 

Tüm hemşirelerimizin Hemşireler Haftasını kutluyoruz

 


 Kaynak: http://www.memocal.com/bgvh/HemsirelerHaftasi.asp

Tarihi çok eski olan hemşirelik mesleği; Eski Mısır, Hindistan, Yunanistan ve Roma’da ilk çağlarda bugünkü biçimde olmasa bile yapılmaktaydı.

Dünyada modern hemşireliğin kurucusu Florence Nightingale (Florans Naytingel) olup, ilk hemşirelik okulunu da 1962 yılında Londra’da açmıştır.

Ülkemizde ilk olarak "Hilal-i Ahmer Cemiyeti" (Kızılay) 1911 yılında hemşirelik kursları açmıştır. Bu kursları bitiren hemşireler; 1912–1914 Balkan Savaşları ile 1914–1918 Birinci Dünya Savaşı’nda hasta ve yaralı askerlere bakmışlardır. Cumhuriyet sonrası ilk Hemşirelik Okulu İstanbul’da açıldı.

Bunu 1939 yılında Ankara’da açılan Askeri Hemşirelik Okulu izledi.1943’te Verem Savaş Derneği, 1946’da Sağlık Bakanlığı İstanbul’da birer Hemşirelik Okulu açtılar.

Daha sonra diğer illerde bu tip okullar açıldı. Bu okullar ortaokul düzeyinde 3 yıl, lise düzeyinde 4 yıl eğitim vermek teydi. Günümüzde 4 yıllık Sağlık Kolejlerine dönüştürülmüşlerdir. Kolej ve lise mezunlarına eğitim veren 4 yıllık Yüksek Hemşirelik Okulları da halen faaliyettedir. Bu okullardan en ünlüsü İstanbul’daki Florance Nightingale Yüksek Hemşirelik Okulu’dur. Çeşitli üniversitelere bağlı hemşirelik okulları da vardır. Devamı için tıklayınız

 



 

  9 Mayıs 2009'da 4. Uluslararası Homofobi Karşıtı buluşması için Diyarbakır'daydık!

4. Uluslararası Homofobi karşıtı buluşmanın Diyarbakır ayağında yapılan çalışmalarından biri olan “Cinsel Sağlık Atölyesi” Diyarbakır Sivil Toplum Geliştirme Merkezi’nde 9 Mayıs 2009 tarihinde gerçekleştirildi. Pozitif Yaşam Derneği tarafından yürütülen atölye, Diyarbakır’da örgütlenmeye 2008 yılında başlayan Piramid LGBT aktivistlerinin geniş katılımıyla yapıldı.

HIV/AIDS hakkındaki bilgi, tutum, davranış ve farkındalığı arttırmayla ilgili alt yapımızın olmadığını ve HIV Pozitif bireyler hakkında da pek bir bilgiye sahip olmadığımızı aslında toplumda var olan  önyargıları  bizim de büyük oranda yaşadığımızı gördük.

Hep beraber bu atölye sayesinde HIV’e pozitif bir bakış açıyı ortaya çıkarıp bu anlamda daha duyarlı olmayı öğrendik. Piramid LGBT Diyarbakır oluşumu olarak bizimde bu anlamda ciddi sorumluluklar edinme noktasında daha öncede kendi aramızda sohbetlerde bulunuyorduk, ama Cinsel Sağlık Atölyesi ile bu anlamda edindiğimiz bilgi ile yanlış deneyimlerin yok olması bizim için ilk aşama oldu.  Bundan sonrası için biz yerelde örgütlenen LGBT bireyler olarak edindiğimiz deneyimi ve paylaşımı kendi çevremize paylaşacağımızı ve üstümüze düşen sorumluğu örgütlü bir şekilde çevre ve arkadaşlarımıza aktaracağımızı da atölyeyle birlikte öğrendik.

Bunun yanı sıra Diyarbakır’da birçok insanın HIV/AIDS konusu haklında pek bir bilgiye sahip olmadığını kendi önyargımızla keşfettik. Her şeyden önce artık kullandığımız bir sözümüz var Piramid LGBTT Olarak “Hangimiz HIV Pozitif? Ne farkeder”

Pramid LGBT
Murat Amid

 


 

 
Daily News’de çıkan haberimiz;

      HIV Güneydoğu Avrupa’da göz ardı ediliyor!


Tarih: 09/05/2009 -  Çeviri: Burcu Senler

İstanbul- HIV Eğitim ve Kaynak Girişimi (HIVTRI) yöneticisinin açıklamasına göre Güneydoğu Avrupa’da HIV’ye gereken ilgi ve alaka gösterilmemektedir. Girişimin dun yapılan basın açıklamasına Türk medyasından üç muhabirin katılması bu durumu doğrulamaktadır.

Dün Taksim’de Point Otel’de yapılan konuşmada Mike Youle, doktorları, hemşireleri, hasta yakınlarını, devlet görevlilerini ve sivil organizasyonları birlik olmaya ve Güneydoğu’da HIV vakalarına ilgi ve farkındalığı arttırmaya yönelik çözüm aramak için tecrübelerini paylaşmaya çağırarak girişimin temel amaçlarını özetlemiştir. Youle: “Daha az vaka olması nedeniyle Arnavutluk, Bosna-Hersek, Bulgaristan, Hırvatistan, Yunanistan, Macaristan, Kosova, Makedonya, Karadağ, Romanya, Sırbistan, Slovenya ve Türkiye’den oluşmuş bölge daha az öncelikli bölgedir. Ancak, bu durum tedavi, organizasyonel ilgi ve genel desteğin de daha az öncelikli olmasını gerektirmiyor” dedi.

Bu konudaki farkındalığı arttırmak için HIVTRI 6-8 Mayıs tarihleri arasında İstanbul’da bölgesel HIV toplantısı düzenlemiştir. Bu toplantının asıl hedefi, bölgedeki kilit tarafları dünyanın her yerinden HIV deneyimleri olanlar ile etkileşmeleri için bir araya getirmek ve sektör temsilcilerine uzmanlardan Güneydoğu Avrupa’daki koşulları ilk elden öğrenme fırsatı tanımaktır. Yazının Devamı için tıklayınız

 



 

 

 



 

 
Pozitif Yaşam Derneği’ne Bağışlarınız için Hesap Bilgilerimiz:


Garanti Bankası Cumhuriyet caddesi Şubesi/İstanbul

Şube kodu : 772  Hesap no : 629 99 21 (TL hesabı)

Hesap adı  :  Pozitif Yaşam Derneği
 



 

 


Pozitif Destek Hattı


HIV Pozitif ya da HIV Pozitif yakınıysanız eğer:

Tel    : 0 212 288 38 48
GSM  : 0 533 600 18 48
    Web :
www.pozitifyasam.org
 


Pozitif Yaşam Destek Merkezi


   Tel    :  0 212 288 38 83
    Faks :  0 212 288 38 84
    GSM :  0 533 500 84 66

   E-posta göndermek isterseniz:

      pym@pozitifyasam.org
     info@pozitifyasam.org
 

  
  
Pozitif Yaşam Derneği'
nin tanıtım filmini izlemek isterseniz  tıklayınız

   http://www.youtube.com/watch?v=BZz0ovzAZ9I

 
 



 

 

 

Pozitif  Yaşam Derneği’nin Kuruluş Amacı: HIV/AIDS ile yaşayan kişiler arasında bir iletişim ağı kurarak tedaviye erişimlerini kolaylaştırmak, yaşam kalitelerini  artırıcı bilgilendirme  çalışmaları yapmak, kendilerinin ve  yakınlarının fiziksel, ruhsal ve sosyal açıdan  güçlenmelerini sağlamak, yaşadıkları hak mahrumiyetlerinde savunuculuk görevlerini yerine getirmektir.

 
 


***
 

  Bültenimiz en iyi İnternet Explorer 5+ 1024 x 768 pixel ekran çözünürlüğü ile görüntülenmektedir. PYD