Bir HIV Pozitif mucizesi

Türkiye onu 12 yıl önce “Ben 5 yıldır HIV pozitifim” açıklamasıyla tanıdı. Önce kızını, sonra eşini kaybetti. Sonra yeniden evlendi ve çocuk yapmayı planlıyor. Aslında bir mucize değil. Tıpkı hipertansiyon gibi, ilaçlarla HIV pozitif yaşamak mümkün...

10 Ekim 2007 Çarşamba
NTV-MSNBC

TÜLAY SAĞLAM

İSTANBUL - Selahattin Demirer 21 yaşında çalışmak için gittiği Romanya'dan dönerken kanında virüs olduğunu bilmiyordu. Türkiye'ye gelir gelmez evlendi. Virüsün varlığı ise, yıllar sonra karaciğer ameliyatı için hastaneye yattığında ortaya çıktı. Demirer 'HIV pozitif' ti. O, bu sonucu öğrendiği günlerde eşi doğum yaptı ve bir kızları oldu. Demirer için zor günler başladı. Önce kızını, sonra eşini kaybetti; işinden oldu; eşe dosta uzattığı eli hep havada kaldı; sonunda 1995'te kimsenin kolay kolay yapmayacağı bir şey yaptı; '5 yıldır HIV pozitif olduğunu' dünyaya ilan etti. Selahattin Demirer, şimdi yeniden evli ve bir çocuk sahibi olmayı umuyor. Doktorlar da bunun mümkün olduğunu söylüyor. Demirer HIV'e karşı verdiği 17 yıllık mücadeleyi NTVMSNBC'ye anlattı.

VİRÜSÜ EŞİME DE BULAŞTIRDIM
“HIV pozitif olduğumu öğrendiğim andaki hislerimi anlatmam çok güç. O an her şeyi düşünüyorsunuz; çünkü bu konudaki bilgileriniz hep olumsuz yönde. O zaman medyada çıkan bütün haberler, bu hastalığın çok kısa sürede öldürdüğü şeklindeydi. Bu açıdan benim için büyük bir yıkım oldu. Bir ay mı, üç ay mı ömrüm kaldı, diye düşündüm. Ama en büyük acıyı eşime de virüsü bulaştırdığımı öğrendiğimde yaşadım. Bu beni çok derinden etkiledi, kendimi unutup onu düşünmeye başladım. Gerçekten çok zordu.”

İMDADINA YILDIRIM AKTUNA YETİŞMİŞ
İşsiz olduğu için sıkıntıları daha da artan Demirer’in imdadına, bir süre önce hayatını kaybeden, dönemin Sağlık Bakanı Yıldırım Aktuna yetişmiş.

Aktuna, AIDS konulu bir seminerde tanıştığı Demirer’in, Aksaray Ortaköy Devlet Hastanesi’ne telefon santralinde memur olarak girmesini sağlamış. Ancak Demirer için sıkıntılı günler birbirini kovalamış:

“Eşim ve ben, birlikte tedaviye başladık. Bu arada 4 yaşına gelen kızım bir gün grip oldu. Kızımı çalıştığım hastaneye götürdüm. Muayeneden sonra penisilin iğnesi yapıldı. Ama alerjisi varmış,
kızımı o anda kaybettim. Bu benim için ikinci bir yıkım oldu. O anda neler hissettiğimi ve yaşadığım acıları anlatacak kelime bulamıyorum.”

EŞİM TEDAVİYİ KESTİKTEN BİR AY SONRA ÖLDÜ
“Sanki benim için kaybetme süreci başlamıştı” diyen Demirer, kızından sonra işini, ardından da eşini kaybetmiş:

“Hastaneye gelen bir cerrah benim ve eşimin HIV pozitif olduğumuzu öğrendikten sonra, bizimle çok uğraştı. Çünkü HIV ve AIDS konusunda önyargıları vardı. Beni işten çıkarttırdı, 5 yıllık işimden etti. Zaten kızımı kaybettiğim için büyük bir üzüntü içindeydim, bunun üstüne bir doktorun, üstelik bir tıp adamının önyargısı nedeniyle işimden olmak ayrı bir travma oldu. Bütün bunların üzerine psikolojisi iyice bozulan eşim tedaviyi bıraktı. Hastalık hızla ilerlemeye başladı ve bir ay sonra da hayatını kaybetti.”

DOKTORLARIN ÖNYARGILI OLMASINI KABULLENEMEDİM 
“Önyargıların acısını çok çektim. Beni en derinden üzen olaylardan birini de Ankara’daki büyük bir hastanede yaşadım. Yeşil kart ve Hacettepe’ye gidebilmek için sevk almam gerekiyordu. Aynı zamanda konunun uzmanı olan bir doktor bana ‘insanlığın yüz karası olduğumu’ söyledi.”

TÜRKİYE’DE BİR İLKE İMZA ATTI
Yaşadığı zorluklara rağmen mücadeleden vazgeçmeyen, düzenli ilaç tedavisini sürdüren Demirer, 1995 yılında, 5 yıldır HIV pozitif olduğunu kamuoyuyla paylaştı:

“HIV pozitif olduğumu ilan ettim. Türkiye’de adını ve hastalığını bu şekilde açıklayan ilk insan olduğumu söylüyorlar. Açıkladım, çünkü benim yaşadıklarımı başkalarının yaşamasını istemedim. Çünkü ben gerçekten çok kötü günler geçirdim ve büyük acılar, büyük pişmanlıklar yaşadım.”

ELİM HEP HAVADA KALDI
Ancak bu açıklamayı yaptıktan sonra, savaşması gereken önyargılar da çoğalmış: “Kendimi açıkladıktan sonra, sürekli tokalaştığım insanlarla karşılaştığımda elim havada kaldı, selamımı almayanlar oldu, benim girdiğim ortama girmek istemeyenler oldu. Yani gerçekten insanı yıkıma uğratacak çok olay yaşadım, her şeyden önemlisi dışlandım.”

BİLGİSİZLİĞİN BEDELİNİ AĞIR ÖDEDİM
Demirer yaşadıklarının bilgisizliğin sonucu olduğunu söylüyor ve “Bedeli ağır oldu” diyor: “Eşim kafasında yaşamayı bitirmişti, yaşama sarılmadı ve hep öleceğini düşündü. Yani kendisini zaten öldürmüştü, eğer bu düşünceye saplanıp kalmasaydı belki o da yaşıyor olacaktı. Beni hiç bir zaman suçlamadı, hep yanımda oldu ve destekledi. Ama ben kendimi hep suçladım ve hala da suçluyorum. Bu acıları atlatmak kolay değil. Geriye dönüp baktığımda Romanya’da yaşadığım günler ve Türkiye’ye döndükten sonraki hayatımda pişman olduğum noktalar var. Benim şu andaki bilgilerim ve bilinç düzeyim olsaydı başıma gelenlerin hiç birini yaşamazdım. Tamamen bilgisizlikten kaynaklandı ve bedeli çok ağır oldu.”

İKİNCİ EŞİM HIV NEGATİF 
Bütün bu olumsuzluklardan sonra Selahattin Demirer’in rahat bir nefes almasını sağlayan olay ise, çocukluk arkadaşının evlenmeyi kabul etmesi olmuş: “İkinci eşim HIV pozitif olduğumu bilerek benimle evlenmeyi kabul etti. Zaten yaşadıklarımdan sonra böyle bir bilgiyi saklamanın nelere mal olduğunu bildiğim için kesinlikle saklamayı düşünmedim. İkimiz için de yeni bir başlangıç oldu. Ben onu önce AIDS ile Savaşım Derneği’ne gönderdim ve gerekli uyarıları benden değil de doktorlardan duysun istedim. Korunulduğu sürece bir şey olmayacağını söylediler ve biz evlendik. 8 yıldır evliyiz ve eşim hâlâ HIV negatif.

HAYATIMDAKİ ÖNCELİKLER; EŞİM, EVİM VE İLAÇLARIM
Demirer ikinci evliliği ve düzenli tedavisi sayesinde sıkıntıları yavaş yavaş geride bırakmaya başlamış. Bu arada SSK’dan emekli olup, bir avukatlık bürosunda çalışmaya başlamış. İlaçlarını SSK karşılıyor. “Hayatımdaki en önemli üç şey; evim, eşim ve ilaçlarım” diyor. HIV karşısındaki bu gücün en önemli kaynağının ise eşi olduğunu söylüyor: “Evliliğim çok iyi gidiyor, eşimin beni bilerek kabul etmesi, hayata bağlanmamda çok etkili oldu. Düşünün eşimi, çocuğumu ve işimi kaybettim. Üstelik toplumun yadırgadığı bir hastalıkla boğuşuyordum. Yani insanın hayatta değer verdiği ne varsa onları kaybetmiştim ve böyle bir dönemde ikinci eşim elimden tuttu. Böyle zor bir dönemde bir kadının destek vermesi ve sizi sahiplenmesi büyük bir şanstır. Ben de bu noktada çok şanslı olduğumu düşünüyorum.”

İLAÇLA YAŞANABİLDİĞİNE EN İYİ ÖRNEK BENİM
Yaşadıklarının başkalarının başına gelmemesi için, HIV pozitif hakkında bildiklerini anlatma misyonu edinen Demirer, “Bu işin sözcülüğünü yaptım ve bir yerde bu misyonu tamamladığımı düşünüyorum” diyor. Artık bu misyonu da Pozitif Yaşam Derneği’ne devrettiğini belirtiyor. HIV ve AIDS konusunda “iyi bir örnek” olduğunu vurgulayan Demirer, şöyle sesleniyor: “Korkmayın! Bu hastalığın kesin ölümle sonuçlanmadığını, tedaviyle uzun yıllar yaşanabileceğini ben gösterdim. Bu kadar sıkıntıyla başetmiş ve büyük kayıplar vermiş olmama rağmen bugün ayakta isem bunu herkes yapabilir. Yeter ki insanlar bu konuda önyargılı olmasınlar, yeter ki bilinçli olsunlar.”

ARTIK BABA OLMAK İSTİYORUM
Sıkıntılarını büyük ölçüde atlatan, tedavisi için ayda birkaç gün Ankara’ya gitmesi gerektiğini anlatan Demirer, bir tavsiyede bulunuyor: “Cinsellik her insanını ihtiyacı. İnsanlara tek önerim lütfen korunun.”

Demirer’in bundan sonraki en büyük hayali ise yeniden baba olabilmek: “Eğer tıbbi olarak bir sakınca yoksa ve doktorlar izin verirse tüp bebek yöntemiyle tekrar baba olmak istiyorum. Henüz kesin kararımızı vermedik ama eşim de, ben de eğer hayırlısıysa bir bebeğimizin olmasını çok arzuluyoruz.”

PROF. GÖKENGİN: SPERM YIKAMAYLA MÜMKÜN
‘HIV Pozitif’lere psikolojik sosyal, hukuki ve tıbbi destek veren Pozitif Yaşam Derneği’nin kurucularından, Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Prof. Deniz Gökengin, Selahattin Demirer gibi ‘HIV Pozitif’lerin çocuk yapmalarının mümkün olduğunu, bunun için “sperm yıkama” gibi özel tekniklerin kullanıldığını söyledi:

“Virüsün en yoğun bulunduğu yerlerden biri meni ve en çok bulaşma yollarından biri de sperm. O nedenle HIV pozitif biri bebek sahibi olacağı zaman sperm yıkama metoduyla virüsten arındırılıyor ve tüp bebek yöntemiyle anneye enjekte ediliyor. Anne de pozitif ise annenin ilaç kullanması, doğum sırasında ilaç uygulama, vajenden virüsün bulaşma riski daha fazla olduğu için sezeryanla doğum ve doğum sonrasında bebeğin emzirilmemesi gibi yöntemler uygulanır.”

TÜP YÖNTEMİYLE, VİRÜS BEBEĞE BULAŞMIYOR
Prof. Gökengin yöntemin güvenilirliğini ise şu sözlerle ifade ediyor: “Tıpta hiçbir şey için yüzde 100 terimiyle konuşamayız. Bu yöntemin de yüzde yüz koruyucu olduğunu söyleyemeyiz. Ama yurtdışında çok yaygın olarak uygulayan merkezlerden aldığımız bilgilere göre HIV pozitiflilere yapılan tüp bebek uygulamasında şu ana kadar bebeğe enfeksiyon bulaşması söz konusu değil. Yani Selahattin Bey ve onun gibi taşıyıcılar için uygun bir yöntem.”

AVUKAT KAYAR: HIV POZİTİF EVLİLİĞE ENGEL DEĞİL 
Pozitif Yaşam Derneği Hukuk Danışmanı Avukat Habibe Yılmaz Kayar da, HIV taşıyıcılarının evlenmesinin yasal olup olmadığı yönündeki endişelere açıklık getirdi:

“Medeni Kanun’da kimlerin evlenmeyeceği çok açık olarak belirtilmiştir. Kanun, evlenme engeli olarak sadece ruh hastalıklarını göstermiş ve evlenmeye engel bir akıl hastalığının olup olmadığının sorgulanmasını istemiştir. Bu anlamda Medeni Kanun’da öngörülen evlenme engelleri içinde enfeksiyon hastalığı bulunması söz konusu değil. Evlilik öncesi yapılan testler korunmayı sağlama amaçlı. Kişilerin ileride yaşayabileceği sorunlar açısından aydınlatılmaları amacını taşır.”