Pozitif Yaşam Derneği
Hukuk Poliklinikleri Projesi kapsamında Avukat Eğitimi yapıldı. (Haziran 2011)

Pozitif Yaşam Derneği tarafından yürütülen Hukuk Poliklinikleri Projesi kapsamında “Avukat Eğitimi” 17–18–19 Haziran 2011 tarihlerinde Şile’de on ilden 22 avukatın katılımı ile gerçekleşti. Avukatlar “HIV ve İnsan Hakları” konularında aldıkları eğitimlerin yanı sıra proje kapsamında yargı sürecine götürülen ve bir kısmı iç hukuk yollarının tüketilmesi sebebiyle Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne taşınan vaka örneklerini değerlendirdi…

Türkiye’de HIV ile yaşayan kişilerin hukuki sistemi kullanım kapasitelerinin geliştirilmesi ve maruz kalınan ayrımcılık ve hak ihlali vakalarının yargı sürecine taşınması amaçlanan Hukuk Poliklinikleri Projesikapsamında yapılan adli ve idari başvurular ve yargı süreçlerinin takibi proje illerindeki HIV/AIDS konusuna duyarlı gönüllü avukatlar aracılığı ile yapıldı.

Proje kapsamında 14 ayrımcılık ve hak ihlali vakası için, adli ve idari yargı süreci başlatıldı. Bu 14 vakadan 4’ü iç hukuk yollarının tüketilmesi sebebiyle Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne götürüldü.

Açık Toplum Vakfı ve Hollanda Büyükelçiliği tarafından desteklenmekte olan proje toplam 23 ilde (İstanbul, İzmir, Antalya, Ankara, Adana, Samsun, Diyarbakır, Gaziantep, Şanlıurfa, Mersin, Hatay, Eskişehir, Sivas, Konya, Kayseri, Trabzon, Aydın, Muğla, Manisa, Afyon, Denizli, Bursa, Kocaeli) yürütülmektedir.

HIV/AIDS’İN TIBBİ, SOSYAL, HUKUKİ VE ETİK BOYUTU

HIV/AIDS konusuna duyarlı avukatların katılımı ve güçlü bir eğitmen kadrosu ile Avukat Eğitimini gerçekleştirdiklerini kaydeden Hukuk Poliklinikleri Projesi Koordinatörü Cenk Soyer;

“Bilgi eksikliği aşırı bir damgalama ve ayrımcılığı beraberinde getirmekte, HIV’le yaşayan kişilerin diğer vatandaşlarla eşit muamele görmelerini engellemektedir. Bu durum, HIV’le yaşayanların işlerini, sosyal güvencelerini kaybetmelerine sebep olabilirken, sağlık hizmetleri ve sosyal çevrelerini reddetmeleriyle de sonuçlanabilmektedir. Bu nedenlerle Pozitif Yaşam Derneği olarak HIV’le yaşayan insanlara kaliteli hizmet sunarak, insan hakları ihlallerini engelleyerek ve hukuksal bağlamda kapasite yaratarak ağlarının genişletilmesine öncelik verdik.

Eğitim süresince, konularında uzman eğitmenler tarafından HIV/AIDS’in tıbbi ve sosyal yönü, üreme sağlığı, etik ve mahremiyet, ulusal ve uluslararası mevzuat konularında ve proje kapsamında beraber çalışılan avukatların takip ettikleri vakalarda dava süreçleri ve deneyim aktarımları ile ilgili sunumlar yapıldı.” dedi. 

HIV VE AIDS TEDAVİ EDİLEBİLİR… 

Pozitif Yaşam Derneği’nin çalışmaları anlatan İletişim Sorumlusu Çiğdem Şimşek, HIV’in tıbbi boyutunu ve kullanılması gereken doğru terminolojiyi ise şu sözlerle özetledi: 

“HIV ve AIDS birbirinden farlıdır. HIV, insan bağışıklığını etkileyen bir virüstür. AIDS ise tedavi alınmadığında HIV’in neden olduğu hastalıklar bütünüdür. 

‘HIV Virüsü’ dediğimizde virüsün virüsü demiş oluyoruz. Bu nedenle ‘HIV’ kullanmak yeterlidir. AIDS bir evre olduğundan ‘AIDS Hastalığı’ veya ‘AIDS hastası’ söylemleri de doğru değildir. HIV’li, AIDS’li, HIV kapmak gibi söylemlerden kaçınılmalı, bunların yerine HIV ile yaşayan, HIV pozitif kişi veya HIV ile enfekte kişi terimleri kullanılmalıdır.” 

Temel 3 yol dışında bulaşı olmayan HIV; Dünya Sağlık Örgütü’nün kronik hastalıklar listesinde olup 1996’dan bu yana tedavisi bulunmaktadır. HIV pozitifler kaliteli, sağlıklı ve uzun bir yaşam sürdürebildikleri gibi çalışabilir, evlenebilir ve gerekli önlemlerle çocuk sahibi olabilirler.” 
 

TANI VE TEDAVİ SOSYAL GÜVENCE KAPSAMINDA

Ege Üniversitesi Enfeksiyon Hastalıkları ABD öğretim görevlisi Prof. Dr. Deniz Gökengin,HIV/AIDS’in tarihi, sağlık mevzuatını paylaştıktan sonra, tanı, tedavi ve testlerdeki sorunlara işaret ederek Türkiye’de ki durumu paylaştı: 

HIV’in insanlara ilk geçişi 1884-1924 yıllarında Afrika’da oldu. 1970 yılında ise ABD’ye girdi ve 1981 yıl itibariyle dünya genelinde hızlı bir yayılım gösterdi. 1983-84 yıllarında tanımlanan HIV, Türkiye’de ilk 1985’te görüldü. 

1996’dan bu yana tanı ve tedavisi sosyal güvence kapsamında ve katkı payı alınmıyor. Dünyada 29, Türkiye’de ise 14 adet Antiretroviral (HIV’i baskılayan) ilaçlar bulunmasına karşın direnç gelişen hastalar için yurt dışından ilaç getirme prosedürü çok uzun sürüyor. 

Olumlu gelişmelerin yanı sıra ülke koşullarına göre hazırlanmış kılavuzlar bulunmaması, hekimlerin yeterli bilgi ve beceri donanımına sahip olmaması ve sağlık hizmetlerinin kaliteli - tutarlı olmaması HIV tedavi ve takibinde sorunlara neden olmaktadır.” dedi ve ihtiyaç duyulan kılavuzun Sağlık Bakanlığı tarafından hazırlanmakta olduğu bilgisini verdi.

 HIV/AIDS VE ETİK, MAHREMİYET VE AYRIMCILIK

Marmara Üniversitesi Tıp FakültesiTıp Tarihi ve Etik ABD Öğretim Görevlisi Dr. Gürkan Sert;Sağlık Hizmetlerinde Özel Hayatın Gizliliği Hakkı’nı şu sözlerle tanımladı:“Sağlık hizmetlerinden yararlanma ihtiyacı bulunan bireylerin, hizmetten yararlanma sürecinde özel hayat alanlarının korunmasını talep edebilmesi ve buna dokunulmamasıdır.” 

Sağlık alanında yaşanan sorunların yaklaşımlardan kaynaklandığına değinen Sert, “Kişilerin sağlığı ve bedeni ile ilgili bilgiler hayatlarının en gizli alanları ile ilgilidir. Bilgilerin dışarı verilip verilmemesi konusu fiili olarak hastanın denetiminden çok kurum veya kuruluşun denetimine girmiştir.” dedi ve özellikle eğitim - araştırma hastanelerinde hastaların muayene sırasında örnek olarak gösterilmesinin hasta haklarına aykırı olduğuna işaret etti; “Hastanın talebi olmadan hastanın bedenine müdahale edilemez. Muayene, teşhis, tedavi ve hastayla fiziksel teması gerektiren diğer işlemlerin yapılması sırasında uygun bir gizlilik ortamının sağlanması gerekir.”

Sağlık hizmetlerinde özel hayatın gizliliği hakkının vazgeçilmez bir hak olduğunu ve pek çok açıdan önem taşıdığını kaydeden Dr. Gürkan Sert; “Sağlık hizmetlerinin bu hak göz ardı edilmeden yapılanması gerekmektedir. Sağlık hizmetlerinde bu hakkın sağlanması için gereken yasal düzenlemelerin tıp etiği ilkeleri çerçevesinde düzenlenmesi önem taşımaktadır.” dedi. 

HIV/AIDS, CİNSEL AHLAK VE ÜREME SAĞLIĞI 

İnsan Kaynağını Geliştirme Vakfı proje Koordinatörü Dr. Muhtar Çokar; “Cinsel etik; cinsellikle ilgili seçimlerin gerekçeleriyle ilgili sistemli akıl yürütme uğraşıdır. Cinsel etik alanında yapılan seçimler cinsel olgular tarafından desteklenen cinsel değerlerle ilgilidir. Cinsel alanda ahlaki ve etik seçim yaparken veya karar verirken cinsel değerler arasında seçim yaparız. Cinsel değerler, cinsel ahlaki normların, etik kuralların ve ilkelerin temelini oluşturur. Geleneksel cinsel ahlak ve değerler erkek egemen cinsel kodlardan oluşur / erkek iktidarını destekler.”

Geleneksel Cinsel Ahlaka yönelik tehditlerin 60’lı yıllarda başlayan özgürlük hareketi ile değişim göstermeye başladığını aktaran Çokar: “Geleneksel Cinsel Ahlak kavramını HIV epidemisi açısından ele aldığımızda; risk altındaki gruplar (seks işçileri, erkeklerle cinsel ilişki kuran erkekler, damar içi madde bağımlıları, gençler) açısından zararın önlenmesi ve bunun yerine yarar sağlanması görüşü benimsendi” dedi. 

Geleneksel ve destekleyici yaklaşım arasında farklılık bulunduğunu ve destekleyici yaklaşımın sonuç odaklı, yarar sağlayıcı olduğuna dikkat çeken Dr. Muhtar Çokar:“Geleneksel Cinsel Etik; kural koyucu (baskılayıcı -  kısıtlayıcı - izin verici), ilkeci, erdemli davranış modeli benimsenmekteydi.  Oysa destekleyici cinsel etikte ise sonuçsalcı, yararcı, seçenek sunucu olmaktadır. Cinsel davranışın ilk tanımlanması ‘Sapıklık/sapkınlık’ olarak nitelendirildi. Ancak sonraki değişim seyri  ‘Farklılık aSeçim ayönelim’ olarak tanımlandı. Bu sıralamaya diğer bir örnek olarak  ‘fahişe aMağdur aSeks İşçisi’ gösterebiliriz. 

HIV ve AIDS alanında ise önleme, koruma, tanı ve tedavi alanlarında gelenekselden destekleyici yaklaşıma geçişe aşağıdaki örnekleri verebiliriz: 

Önleme    :  Karantina/tecrit adestekleme, Yasaklama aZararın azaltılması

Korunma  : Cinsel ilişkiden kaçınma aGüvenli cinsel ilişki

Tanı           : Zorunlu test aGönüllü test / danışmanlık, ifşaat, uyarı aGizlilik, eşin bilgilendirilmesi

Tedavi      : Ayrımcılık aPozitif ayrımcılık (En iyi önleme tedavinin ulaşılabilir olmasıdır)

HIV/AIDS’e yanıt politiktir diyen Çokar; “Mağduriyetlerin en aza indirilmesi için bireylerin seçenekleri artırılmalı, insan hakları ve kamu özgürlükleri desteklenmeli, geliştirilmelidir.” dedi.

HASTA HAKLARI TEMEL İNSAN HAKKIDIR 

Pozitif Yaşam Derneği Hukuk Danışmanı Av. Habibe Yılmaz Kayarve Hasta ve Hasta Yakını Hakları Derneği (HAYAD) Başkan Yardımcısı Av. Ümit Erdem’in birlikte yaptıkları “HIV (+) Bireyler ve Haklar” sunumunda Ulusal ve Uluslararası Mevzuatı ve aşağıdaki bilgileri paylaştılar: 

Hasta hakları, kişilerin, sağlık hizmetlerinden yararlandığı süreçte, insan haklarına uygun koşullarda hizmet almalarını amaçlayan uluslar arası kabul görmüş ve güvenceye bağlanmış haklardır. Bu durumu ile hasta hakları insan hakları çemberinin içinde, insan haklarının gerçekleşme alanlarından biridir. Hastalıkta ve sağlıkta insan haklarından tam ve eksiksiz yararlanılmasını amaçlar.

Uluslar arası sözleşmeler usulüne uygun olarak yayınlandığında iç hukuk normu haline gelebilirler ve Anayasa’ya aykırılığı iddia edilemez ve yasalar ile çatışma yaşandığında sözleşme hükümleri uygulanır.

Tıbbi tanı özel hayatın çok önemli bir alanıdır. Hastanın izni olmaksızın tanının açıklanması bir suçtur ve 6 aydan 2 yıla kadar hapis veya adli para cezası ile cezalandırılır. Bu suç ses ve görüntü almak yolu ile olursa ceza bir yıldan az olamaz. Bu ses ve görüntüler ifşa edilir ise bir yıldan üç yıla kadar cezalandırılır. Basın yayın yolu ile yayınlanmışsa ceza yarı oranda arttırılır. Kişisel verileri (cinsel yaşam - sağlık durumları) hukuka aykırı kaydeden kimseye altı aydan üç yıla kadar hapis cezası verilir.

Türkiye’nin taraf olduğu (İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi, Biyotıp Sözleşmesi, Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi, Çocuk Hakları Sözleşmesi, Kişisel Verilerin Korunması Sözleşmesi, Diğer Tavsiyeler ve kararlar) sözleşmelerin ilgili maddelerinde belirtildiği üzere tanınmış olan hak ve özgürlükleri ihlal edilen herkes, ihlal fiili resmi görev yapan kimseler tarafından bu sıfatlarına dayanılarak yapılmış da olsa, ulusal bir makama etkili bir başvuru yapabilme hakkına sahiptir.

Bu Sözleşmelerde tanınan hak ve özgürlüklerden yararlanma, cinsiyet, ırk, renk, dil, din, siyasal veya diğer kanaatler, ulusal veya sosyal köken, ulusal bir azınlığa mensupluk, servet, doğum veya herhangi başka bir durum bakımından hiçbir ayırımcılık yapılmadan sağlanır. Bu Sözleşmelerin nin hükümleri gereğince, sözü edilen hak ve özgürlüklere getirilen sınırlamalar ancak öngörülen amaçlar için uygulanabilir. 

HIV ile yaşayan insanların bireysel başvuru ve iç hukuk yollarını tüketmelerinde kullanabilecekleri alanlarına göre mekanizmalar özetle şöyle sıralayabiliriz: Hasta hakları birimlerine, Tabip odasına, Valilik İnsan Hakları Birimine, Sağlık Müdürlüğüne, Basın Konseyine şikayette bulunabilir veya Cumhuriyet savcılığına suç duyurusunda bulunabilir, maddi ve manevi tazminat davası açılabilir. 

HIV/AIDS VE ADLİ TIP 

İstanbul Üniversitesi Adli Tıp Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Sevki SözenHIV/AIDS temelinde hasta hakları, hekim sorumluluğu ve adli tıp sunumundaHIV ile yaşayanlarınsağlık hizmetlerinden adalet ve hakkaniyet çerçevesinde yararlanma, diğer hastalardan ayrım yapılmaksızın, uygun sağlık bakımı alma ve bu tedaviye devam edebilmelerinin önemini vurguladı. 

Sözen; “Her türlü tıbbi uygulamada ve her tür koşulda sağlık çalışanları hasta yararına öncelik vermek zorundadır”diyerek sağlıkta yararlılık ilkesinin altını çizdi. 

Hekimlerin ve sağlık çalışanlarının hastalarının sağlığına, kişiliğine, iç hukuk ve milletler arası hukuktan doğan haklarına saygı göstermekle yükümlü olduğunu aktaran Sözen; “Hekimin hastasından tanı ve tedavi yöntemleri ile ilgili aydınlatılmış onam alması, mahremiyetine özen göstermesi, sağlık ihtiyaçlarının karşılanmasına yönelik yeterli sağlık bakımı ve tedavi verme ile yükümlüdür. Hekim aynı zamanda hastanın tıbbi durumunun, tanısının, prognozunun, tedavisinin ve diğer bütün kişisel bilgilerinin ölümden sonra bile gizli tutulmasından sorumludur.” diyerekhekimlerin diğer sorumluluklarına dikkat çekti. 

CEZA VE HUKUK AÇISINDAN PRATİK ÇALIŞMALAR

Hukuk Poliklinikleri-I projesinde yer alan İzmir avukatlarından Av. Özlem Yılmaz ve Av. Gülçin Aktunç ile Kayseri avukatı Bekir Sıddık Çelik’in takip ettikleri dava sunumları, değerlendirmeleri ve deneyim paylaşımları gerçekleştirildi. 

Eğitime katılan avukatların kendi kaleminden: 

17–18–19 Haziranda yapılan ve Pozitif Yaşam Derneği’nin düzenlemiş olduğu Avukat eğitimi projesi sayesinde ilk kez HIV ile AIDS arasındaki farkı, HIV’in insandan insana geçme koşullarını ve HIV taşıyıcılarının korkunç hak ihlallerini öğrendim. 

Bu benim yaşamımda pozitif bir dönüm noktası oldu. Pozitif Yaşam Derneğine ve bu konuda emeği geçen tüm arkadaşlarımıza çok teşekkür ederim.           

Av. Nezaket Sarak           

HIV ile yaşayanların hukuk mücadelesi insan hakları için savaşan herkesin mücadelesidir. Pozitif Yaşam Derneği’nin bu projeyle bu mücadeleye daha yakın olduğum için mutluyum.   

Av. Ezgi Besen     

Sistemin her türlü ayrımcılığı ve damgalamayı körüklediği, baskı ve tehdit ortamında; önyargılara karşı koymak, evrensel ilkeleri savunmak yürek işidir. Yüreği sevgi dolu insanlara, pozitif yaşama  selam olsun.

Av. Köksal Filorinalı      

Öncelikle böyle bir projeye katılmamda emeği geçen herkese özellikle Cenk Soyer’e teşekkür ederim. Bu proje sayesinde hiçbir bilgi sahibi olmadığım bir alanda sahip olduğum önyargılarımı yıktım. Hem bundan hem de sizleri tanıma fırsatı bulmakta çok memnun oldum ve her zaman yanınızdayım. Hiç ayrılmamak dileğiyle… 

Av. Zeynep Tatar  
İstanbul Bürosu Sağlık Hukuk Merkezi Yönetim Kurulu Üyesi 





Copyright © 2010, Pozitif Yasam Derneği    powered by: minduce
home iletisim