Pozitif Yaşam Derneği
Uluslararası HIV konferansı düzenledik! (Mayıs 2011)

Türkiye için yasal düzenleme gerekli  Pozitif Yaşam Derneği'nin düzenlediği "Uluslararası HIV/AIDS Konferansı"26 – 27 Mayıs 2011 Perşembe ve Cuma günleri İstanbul Lares Park Otel'de 74 kurum ve birimleri ile 200’e yakın kişinin katılımı ile gerçekleşti. Türkiye ve uluslararası üst düzey 17 konuşmacının katıldığı toplantıda 5 oturum yapıldı. HIV ile yaşayan bireylerin haklarının güvence altına alınması için yasal düzenlememin önemi vurgulandı.

İstanbul Vali Yardımcısı Kazım Tekinve İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü Birimlerinin de katılımı ile gerçekleşen "Uluslararası HIV/AIDS Konferansı"nın açılış konuşmalarını Avrupa Birliği Türkiye Delegasyonu Müsteşarı / Kurumsal Yapılanma ve Sivil Toplum Bölüm Başkanı Erwan Marteil, Birleşmiş Milletler HIV/AIDS Ortak Programı Türkiye temsilcisi Ela Aktürkoğlu, Pozitif Yaşam Derneği Başkanı Nejat Ünlü, Yasama Derneği Başkanı İrfan Neziroğlu yaptı.

Konferans; Pozitif Yaşam Derneği’nin parlamento üyelerinin, kamu kuruluşlarının ve sivil toplum kuruluşlarının HIV ve AIDS konusunda farkındalığını arttırmak, bu konuda toplumsal sorumluluk geliştirmek ve HIV/AIDS'le ilgili bir yasa tasarısı oluşturmak amacıyla yürüttüğü “HIV/AIDS ile Yaşayanların Haklarına Yönelik Savunuculuk ve Farkındalık Yaratma” projesi kapsamında düzenlendi.

AÇILIŞ KONUŞMALARI: “Yasal düzenlemeleri önemsemeliyiz” Erwan Marteil (Avrupa Birliği Türkiye Delegasyonu Müsteşarı, Kurumsal Yapılanma ve Sivil Toplum Bölüm Başkanı)“Bu konferans Avrupa Birliği tarafından da çok önemsenen bir konuya temas ediyor. Avrupa Birliği yeni HIV enfeksiyonların önlenmesi kadar HIV'le yaşayanların yaşam kalitelerinin artırılması konusunda da çalışmaları önemsemektedir. HIV ile yaşayanların temel haklarının ve sosyal haklarının ihlali, kişilerin tedavi ve bakıma erişmelerini engelleyen faktörlerdir. Biz hepimiz HIV/AIDS ile yaşıyoruz. HIV/AIDS hepimizi, hepimizin toplumlarını etkiliyor. Bu bakımdan konuyla ilgili kendi tutumlarımızı gözden geçirmeliyiz ve hakların güvence altına alınması için  yasal düzenlemeleri önemsemeliyiz. Tüm bu konularda HIV'i politikanın gündemine taşımak ve ilgili kurumları harekete geçirmek ve yönlendirmekte sivil toplumun rolü büyüktür. Pozitif Yaşam Derneği'ne ve bu konferansın diğer katılımcılarına, bu konuda aktif çalışmalar yaptıkları için teşekkürlerimi sunarım.”

Ela Aktürkoğlu (Birleşmiş Milletler HIV/AIDS Ortak Programı Türkiye Temsilcisi)“Türkiye'nin taahhütte bulunduğu konulardan biri;HIV/AIDS ile ilgili uluslararası sözleşmelerdir. Buna rağmenkişilerin sağlık hizmetlerine ve tüm insan hakları ile ilgili himetlere erişiminin önünde engel oluşturan ya da damgalama/ayrımcılığa sebep olan yasalar varsa bunların elimine edilmesini ya da  düzeltilmesini içermektedir. İnsan hakları derken, sadece HIV ile yaşayanların haklarından değil, HIV enfeksiyonu bakımından yüksek risk altında bulunan grupların insan haklarının da güvence altına alınmasından bahsediyoruz. Yasalarda bu gruplara hizmet götürmeyi engelleyen noktalar varsa bunların önlenmesi çok önemlidir.”

Nejat Ünlü (Pozitif Yaşam Derneği Başkanı)“Bugün bu konferansta aramızda kamudan ve sivil toplumdan çok önemli arkadaşlarımız ve gönüllülerin bulunmasının da gösterdiği gibi, HIV yalnızca tıbbi değil çok çeşitli boyutları olan bir konu. Türkiye'nin HIV'e sağlıklı bir yanıt verebilmesi için tüm bu boyutlarla ilgili tarafların bu süreçte görüşleri ve katkıları çok önemlidir.”

İrfan Neziroğlu (Yasama Derneği)“Yasama Derneği olarak amacımız daha katılımcı bir yasama sürecine katkıda bulunmak. Bu kapsamda yaptığımız faaliyetlerinden biri;sivil toplumun kanun yapım ve denetim sürecine katılımının güçlendirilmesiydi. Bu süreçte Pozitif Yaşam Derneği'nin kanun yapım sürecine dahil olmaya olanak veren çok sayıda mekanizmanın ve alternatifçalışmalarınhemen hepsini kullanarak yapmış olduğu bu projesi sivil toplumun yasama sürecine aktif katılımı ile ilgili çok iyi bir örnek olarak göstermekteyiz.”

26 Mayıs 2011 – Konferans 1. Gün notları:

1. OTURUM

TÜRKİYE HIV/AIDS, YASAL VE KÜLTÜREL DURUM 

Oturum başkanlığını Hacettepe HIV/AIDS Tedavi ve Araştırma Merkezi'nden Doktor Aygen Tümer'in yaptığı ilk oturumda; HIV/AIDS’in tibbi boyutu ve sağlık mevzuatı konularındakisunumları yer aldı:

Prof. Dr. Deniz Gökengin (Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları ABD Öğretim Üyesi ve Ege Üniversitesi HIV/AIDS Araştırma ve Uygulama Merkezi)

“Kurulan 11 Gönüllü Danışmanlık ve Test Merkezleri (GDTM) çalışmamakla birlikte buralarda kişisel bilgiler sorgulanıyor, mahremiyet gözetilmiyor. Bunlarda kişilerin geç HIV tanısı almasına ve kimi zaman da ölümlerine neden olabiliyor.

Dirençli hastalar için yurt dışından ilaç lisans başvurusunun işlemi çok zahmetli ve uzun sürüyor. İlaç seçeneği kısıtlanmış olan HIV pozitif kişinin tedavisi kesintiye uğrayabiliyor. Direnç gelişen hastalarda hayati önem taşıyan ilaçlar için başka seçenek yok.

Gerek ülke koşullarına göre hazırlanmış kılavuzlar bulunmaması, gerek hekimlerin yeterli bilgi ve beceri donanımına sahip olmaması, gerekse sağlık hizmetlerinin kaliteli ve tutarlı olmaması HIV tedavi ve takibinde sorunlara neden olmaktadır. Öte yandan HIV/AIDS konusunda toplumsal düzeyde bilgi eksikliği olması, ilk orta ve yüksek öğretim müfredatında HIV ve AIDS’in çok az düzeyde ve sadece tıbbi boyutu ile yer alması, HIV’den korunma önlemlerinin teşvik edilmemesi ülkemiz açısından ciddi sorun teşkil etmektedir.”

Prof. Dr. Şevki Sözen (İstanbul Üniversitesi Adli Tıp Ana Bilim Dalı Başkanı)

“Sağlık çalışanlarından(doktor, hemşire ve sağlık personelinden) başta mesleğinin gerektirdiği bilgi ve tecrübeye sahip olmaları, mesleklerini uygularken yeterli dikkat ve özeni göstermeleri, hukuk ve etik kurallara uygun hareket etmeleri, gerekiyorsa mezuniyet sonrası eğitim eksikliğini gidermesi beklenmektedir.

Hekim, hastasının kişiliğine, sağlığına ve haklarına saygı göstermekle yükümlüdür. Aynı zamanda mahremiyetine (ölümden sonra bile) özen göstermesi ve yeterli sağlık bakımı ve tedavi verme ile yükümlü olduğuna değinen Sözen hasta haklarını şu sözlerle özetledi;“HIV/AIDS temelinde bakıldığında hastanın; sağlık hizmetlerinden adalet ve hakkaniyet çerçevesinde yararlanma, diğer hastalardan ayrım yapılmaksızın, uygun sağlık bakımı alma ve bu tedaviye devam etme, hastalıkları hakkında bilgilenme, kendi hekimini ve hastanesini ya da sağlık kuruluşunu serbestçe seçme ve değiştirebilme hakları bulunmaktadır.”

Dr. Roger Teck (Sınır Tanımayan Doktorlar Örgütü HIV/AIDS Çalışma Grubu Yöneticisi) Kofi Annan bundan 10 yıl önce yaptığı küresel çağrıda; HIV yayılımını engellemek için daha etkin çalışmalaraihtiyaç olduğunu kaydetmişti. Bu çağrı kaynakların küresel olarak hareketlenmesini bir ölçüye kadar sağladı.Düşük gelir sahibi ülkelerde HIV’i baskılayan tedaviler (ARV) kullanılmaya başlandı. HIV tedavi ve önleme alanında etkin önemli çalışmalar yapıldı. Bu çalışmalar sayesinde nelerin işe yaradığıkonusunda fikir sahibi olduk ve böylece son 10 yıl  içerisinde önemli gelişmeler kaydedildiğini söyleyebiliriz.

Ancak günümüzde hala 10 milyon kişi tedaviye erişemiyor...

Tıbbi insani yardım alanında çalışan bir örgüt olan “Sınır Tanımayan Doktorlar Örgütü” olarak 100 adet HIV projesi yürütmekteyiz. Özellikle kısıtlı kaynakları bulunan ülkelerde önleme, tedaviye erişim ve damgalanmanın önlenmesi ile ilgili çalışmalar yapmaktayız. 70 projeyi tedaviye ve bakıma erişim konusunda orta ve yüksek gelirli ülkelerde yürütmekteyiz.  Yapılan diğer çalışmalar  HIV ve Tüverküloz ilişkisi konusundadır.

Özellikle Gönüllü Test ve Danışmanlık Merkezlerinin ve tedavilerin yaygınlaşması,  anneden bebeğe geçişin önlenmesi, tüberkülozun teşhis ve tedavisi önem taşımaktadır, bunların tüm ülkelerdeyaygınlaştırılması için çalışmaktayız.

Yapılan çalışmalarla; HIV’i baskılayan tedavilerin  kullanımı ile ölümlerin durduğunu gördük. HIV nedeniyle ölümler azaldığı için öksüz ve yetimlerinsayısıazaldı. HIV ile enfekte bebek sayısında yüzde 69 oranında azalma kaydedildi.Yine tedaviye bağlı olarak bulaş oranlarında düşüş, HIV’e bağlı tüberküloz ve diğer hastalıkların görülmesinde azalma, HIV ile yaşayan insanlarda daha az sayıda AIDS evresi görülmeye başlandı.

Önümüzdeki dönemde HIV’i önleme, teşhis, tedavi ve  bakım hizmetlerinin yaygınlaştırılması üzerine spesifik çalışmalar yapılması gerekmektedir.

Ayrımcılık ve damgalamanın azaltılması, toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin iyileştirilmesi, HIV pozitifleri cezalandırıcı yasal düzenlemerin kaldırılması, danışmanlık hizmetlerinin yaygınlaştırılması, tedaviye erişimin önündeki engellerin kaldırılması, tedavilerin ücretsiz olması,  kondom kullanımının yaygınlaştırılması, damar içi madde kullanıcılarına yönelik şırınga değişim programlarının geliştirilmesi ve alternatif tedavi seçenekleri sunulması, düşük gelirli ülkelere yönelik ayrı çalışmalar yapılması gerekmektedir. Ayrıca ölçülebilir hedefler belirlenmeli ve çalışmalar bu doğrultuda yürütülmelidir.

2. OTURUM

EKONOMİK, KÜLTÜREL VE SOSYAL AÇILARDAN HIV/AIDS VE HUKUKİ BOYUT

İkinci oturumun başkanlılığını yapan Ceza Hukukçusu & Ufuk Üniversitesi Öğretim Görevlisi, İnsan Hakları Gündemi Derneği Genel Sekreteri Günal Kurşunhukuki yapıdaki sorunlara değindi: “Türk Ceza Kanunu (TCK)’da gözden geçirilmesi gereken maddeler vardır. Örneğin 135. maddede "kişisel verilerin hukuka aykırı olarak kayda alınması ya da elde edilmesi" yer almaktadır. Genel Sağlık Sigortası (GSS) Medula sistemi içerisinde tüm verilerin tutulmasının yasal bir dayanağı yoktur ve suç teşkil etmektedir. 122. maddeye de tıbbi tanı veya sağlık durumu eklenmelidir.

Özel verilerin mahremiyeti ve özel hayatın gizliliği uluslar arası sözleşmelerle güvence altına alınmasına rağmen uygulamalarda sorunlar yaşanmaktadır. Uygulamada olan hukuki yapıda HIV pozitiflerin özel hayatının mahremiyetinin ihlali vardır. Bunlarda bize hukuk düzenindeki çelişkileri göstermektedir.  

Yargı kısmı çok daha sıkıntılıdır. Davalar görülürken kapalılık kararı verilmediği durumlarda herkes kişinin HIV statüsünü öğrenebilmektedir. Bu dava dışında da görülebilmektedir. 

Yasal değişikliklerin yapılması için atılması gereken önemli adımlar vardır. Yasal düzenlemelere ve özellikle de uygulanmalardaki sıkıntıları gidermeye ihtiyaç vardır.”

Avukat Habibe Yılmaz Kayar (Pozitif Yaşam Derneği Hukuk Danışmanı, Kadınlara Hukuki Destek Merkezi) “HIV/AIDS, sadece tıbbi ve toplumsal bir sorun olmayıp, üzerinde önemle durulması gereken bir insan hakları meselesidir. HIV’le ilgili olarak tıbbi ve  toplumsal düzeyde edinilen yanlış bilgiler HIV ile yaşayanlar için çözülmesi gereken en büyük sorunlardan birini oluşturmaktadır. 

HIV pozitifler başka hiçbir tıbbi tanıda görülmeyen biçimde  çok çeşitli alanlarda ve çeşitli biçimde  hak ihlaline ve ayrımcılığa maruz kalmakta ve yasal güvencelerden  diğer vatandaşlarla eşit olarak yararlanamamaktadır. Yaşanan sorunlar hemen tüm alanları kapsamakta ve bu durum HIV/AIDS ile mücadeleyi engellemektedir.

Hukuki ve fiili sebeplerle temel haklardan yararlanmanın azaltılması veya tamamen ortadan kaldırılmasını önlemenin yolu, HIV/AIDS konusunun yaygın bir halk sağlığı ve insan hakları sonunu olduğunun kabulünden geçmektedir.

Sözleşmelerin doğru okunması gerekmektedir. Bu nedenle HIV tanısı sebebi ile ayrımcılılık yasağını güvenceye alacak açık dille ifade edilmiş ve geniş kapsamlı ayrımcılık karşıtı bir yasa çıkarılmalıdır. HIV tanısını kapsayacak biçimde mahremiyet ve kişisel gizlilik yasaları çıkarılmalıdır. Sonuç olarak insan haklarına “saygılı ve dayalı” insani yaklaşım ise HIV/AIDS ile mücadelede tek etkili yöntemdir.”

Andre Pereira  (Portekiz Coimbra Üniversitesi Hukuk Fakültesi Biomedikal Hukuk Araştırmaları Merkezi) “Portekiz HIV’in sıklıkla görüldüğü bir ülkedir. 10 milyon nüfusta 60 bin kişi HIV ile yaşamaktadır. Bulaş en yaygın madde bağımlılığı ile olmaktadır. Bunu ikinci sırada seks ticareti takip etmektedir. Eczanelerde ücretsiz şırınga değişimi yapılmaktadır. Bu tepkilere yol açsada HIV bulaşısınıbüyük ölçüde engellemektedir. 

Öte yandan tıbbi bakım yerinde sağlanmakta ve ülkede tedaviye erişim ücretsizdir. Gençler örgün eğitim sistemi içerisinde cinsel yolla bulaşan hastalıklar konusunda eğitim almaktadırlar. 

Amerikan Salgın Hastalıkları Kontrol Merkezi'nde (CDC) kararına göre; ter, gözyaşı ve tükürük ile HIV bulaşı olmamaktadır. Bu nedenle Portekiz’de HIV pozitiflerin meslekleri ne olursa olsun işten çıkarılmaları ayrımcılık sayılmaktadır. Buna en iyi örnek cerrahları verebiliriz. Her hekim evrensel önlemleri almakla yükümlüdür. AmerikaBirleşik DevletleriCerrahlar Birliği “HIV pozitif cerrahların diğer mesleklerden daha çok bulaştırıcı olduklarını gösteren bir veri yoktur, olası bir riskte profilaksi (HIV bulaşını engelleyen önleme tedavisi) uygulanabilir.” demektedir.  Tabipler odası 2008 yılında yayımladığı bir düzenlemede; HIV pozitif cerrahların mesleklerini yapabilecekleri yer almaktadır.”

Nenad Petkoviç  (Sırbistan HIV ile Yaşayanlar Derneği Başkan Yardımcısı & Belgrad İnsan Hakları Merkezi,  Araştırmacı Hukukçu & Avrupa HIV Birliği, Direktör) Avrupa Birliği’ne uyum sürecinede olan Sırbistan 7,5 milyon nüfusunda 2.500 kişi HIV ile yaşamaktadır. HIV 1980’lerde madde bağımlılığı ile yayılım gösterirken günümüzde daha çok erkeklerle cinsel ilişkiye giren erkeklerde görülmeye başlandı.

2009’da yapılan mevzuat değişikliği ile birçok yeni madde lanse edildi. Bu program dahilinde;

  1. HIV’i önleyici faaliyetler geliştirilerek uygulanıyor.
  2. Ücretsiz kondom dağıtımı yapılmakta. (Din adamlarından destek alındı)
  3. Madde bağımlıları için özel program yürütülüyor (ücretsi şırınga-iğne desteğive medadon tedavisi öneriliyor)
  4. Test hizmetleri gönüllü olarak mahremiyet içerisinde anonim olarak yapılıyor.
  5. Hukukta “bulaşıcı hastalık” olarak tanımlanıyor. Buna bağlı olarak HIV ile yaşayanlara sosyal haklar tanınıyor.

 

Tüm paydaşlara tavsiyeler;

  1. İnsanların haklarını bilmeleri ve talep etmeleri
  2. Yargı ve uygulama arasındaki çelişklierin giderilemsi
  3. Çok daha etkin çalışan Yargı sisteminin olması
  4. Paydaşlar arasında iletişim ağının olması
  5. Karar verme mekanizmalarına dahil olunmalı
  6. Yürütülen projelerde ortak noktaların belirlenmesi ve birlikte çalışılması
  7. Yasal koşulların ve düzenlemelerin açık olması
  8. Yasa gerekliliği için nedenlerin belirlenmesi ve üzerinden geçilmesi gerekmektedir.”
  9.  

 

27 Mayıs 2011 – Konferans 2. Gün notlarını okumak için tıklayınız

  





Copyright © 2010, Pozitif Yasam Derneği    powered by: minduce
home iletisim