Pozitif Yaşam Derneği
HIV Pozitiflerde Antioksidan kullanımı ve önemi

Ve bunun sonucunda proteas inhibitörü kullananların oksidatif streslerinin azaldığı anlaşılmış.Ve araştırmaya farklı bir boyut getirerek antioksidan takviyesi yapılarak izlenmiş.

Sonuç olarak bazı mikronutrientlerin ve antioksidanların kan serum seviyelerinde normal düzeylere geldiği görülmüş, özellikle antiretroviral tedavi alanlarda daha yüksek seviyelere gelmiş.Özellikle A, C, çinko, Se seviyelerinin düzelmesi hastalığın oksidatif stres oluşturmasını azatlığı vurgulanmıştır.Yani bağışıklık sistemleri güçlenmiştir.Bağışıklık sisteminin görevi de; öncelikle bu organizmaların vücuda girmelerini engellemek veya girer ise vücuda girdikleri yerde yutmak, yayılmalarını engellemek ya da geciktirmektir. Bağışıklık sistemi bu görevlerini, yaşam süresi boyunca sürdürür ancak bazı koşullarda bağışıklık sistemi yardıma gereksinim duyabilir.

Beslenme vücudun direncine ve mikroplara etki edebilmektedir. Fazla yorgunluk, travmalar, HIV virüsü, yanıklar vb vücutta protein yıkımına ve böylece direncin azalmasına neden olur. Protein ve enerji bakımından yetersiz ve kötü beslenme durumlarında bağışıklık sisteminde görevli yapıların vücudumuzu savunma gücü zayıflar, beslenme yetersizliği özellikle çocuklukta hastalıklara yakalanma ve ölümde büyük rol oynamaktadır. Eksik beslenme enfeksiyonlara ve bunların komplikasyonlarına zemin hazırlamaktadır. Oluşan enfeksiyon da beslenmeyi bozar ve bağışıklığı azaltabilir. Bunun için beslenmemizde bağışıklık sistemimizin güçlenmesine yardım edecek yeterli protein almaya, özellikle biyolojik değeri yüksek, süt, süt ürünleri, yumurta, et, tavuk, balık gibi, proteinleri tüketmeye dikkat etmeliyiz.

Ayrıca; serbest radikalere (oksidatif strese ) karşı ilk savunma hattımız C ve E vitamini, beta-karoten içeren besinleri de sıkça tüketmeliyiz. Serbest radikallerden korunmamızı, anti-oksidanlar olarak adlandırılan mikro besin maddeleri sağlayabilir. Bu yolla, zincirleme reaksiyonu engeller. Limon, portakal, mandalina, dolmalık biber, maydanoz, kivi ve greyfurt bol miktarda C vitamini; ayçiçek yağı, badem, ceviz ve fıstık türleri de E vitamininden zengin besin maddeleridir. Turuncu, kırmızı, ve yeşil sebze ve meyvelerde bol miktarda bulunan beta karoten de bağışıklık sistemi hücrelerinin sayısında önemli derecede artış sağlar. Bu vitamini içeren gıdaları tüketmekle hem bağışıklık sistemini güçlendirmiş, hem de HIV virüsünün vucudunuzda oluşturacağı oksidatif stresi azaltmış olursunuz.

Beta karoten de vücutta A vitaminine çevrilerek dolaylı olarak  yarar da sağlamaktadır.A vitamini, havuç, ıspanak, kabak ve domateste vardır. A vitamini kandaki beyaz hücre aktivitesini artırarak kanser tümörleriyle savaşmaya yardım eder. Bir orta boy havuç günlük A vitamini ihtiyacını karşılar. A vitamininden zengin diğer besinler karaciğer, patates, ıspanak, brokoli, marul, kayısı ve kavundur.

Bununla birlikte omega 3 yağ asitleri (antioksidan etkili olduğu) adı verilen ve balıkta bolca bulunan yağ asitleri ve proteinli gıdalarda aldığımız arginin amino asidi, bağışıklık sistemimiz için önemli besin kaynaklarıdır. Omega-3 yağ asidinin kan yağların da yaptığı düzelme de özellikle HDL kolesterolü açısından önemli olduğu yapılan araştırmalarda kanıtlanmıştır. Aynı zamanda da antioksidan etkisi sayesinde oksidatif stresi azaltır.Yeterli olarak balık tüketmek haftada 2 defa yaklaşık 150 şer gr balık haftalık olarak yeterlidir.tüketilmiyorsa eğer tablet olarak takviye yapılabilir. Tüm dünyada vitamin ve mineral kombinasyonları değişik hastalıkların tedavi protokollerine ek olarak, günlük beslenmeyi desteklemek amacıyla, subklinik seyirli hastalıklardan korunmada kullanılmaktadır.

A, D, E ve K vitaminleri yağda erirler, sentezleri için kolestrol gerektiren, yağ dokusunda depolanabilen ve ihtiyaç anında salınabilen vitaminlerdir. Bu vitaminlerin yemeklerden sonra alınması, emilimlerini artırabilir. Ya da içeriğinde  bu vitaminlerin olduğunu bildiğiniz besinleri kesinlikle yağsız tüketmeyin (Örneğin havuç salatası)

Vücut için vitaminler kadar önemli bir grup madde daha vardır ki; onlar da minerallerdir. Mineraller olmadan vitaminler görev yapamazlar. Mineraller kemik, diş, yumuşak doku, kas, kan sinir hücrelerinin yapısında bulunur. Hormon üretimi, sinirlerden mesaj iletimi gibi birçok biyolojik reaksiyonda, reaksiyonu hızlandırıcı rol oynarlar. Kalsiyum, iyot, demir, magnezyum, fosfor, potasyum, selenyum, sodium, çinko en önemlileridir. Özellikle HIV ile enfekte olan kişilerde sıklıkla çinko ve demir eksikliği görülebilmektedir.Selenyumda bağışıklıklarını arttırdığı için ve oksidatif stresi düşürdüğü için ayrı bir önem taşır.

Çeşitli vitamin ve mineraller, ya anti-oksidan bir enzimin parçası olarak ya da tek başlarına antioksidan etki gösteriler. Minerallerden selenyum, bakır ve manganez, serbest radikalleri yok etmek için bir enzimle birleşir. Diğer yandan, E, C, A ve B6 vitaminleri ile beta-karoten ve çinko minerali, serbest radikalleri etkisiz hale getirmek için enzimlerden bağımsız olarak görevlerini yerine getirirler.

Minerallerden çinkonun; bağışıklığı güçlü tutmada önemli rolü vardır.Ancak çok lifli gıdalarla değil genelde protein ağırlklı beslenme zamanında tüketilmesi emilimini arttırır. Vücutta enfeksiyon olduğu zaman bağışıklık hücrelerini çoğalması, ve hücreleri harekete geçiren kimyasal maddelerin salgılanması için çinkoya gereksinim duyarız. Aynı şekilde demir, bakır, ve selenyum da bağışıklık sistemini iyi çalışması için gereklidir.

BESİNLERDE BULUNAN ANTİOKSİDAN,VİTAMİN VE MİNERALLERİ DAHA AYRINTILI İNCELEYELİM:

Sağlığınız İçin CD4 seviyeleriniz için ve oksidatif steresi azaltmak için günlük alınması gereken dozlar
:

Vitamin C: Erkek için 90 mg, kadın için 75 mg, (+35 mg sigara içenler için).
Vitamin E: 22 IU (15 mg) naturel, 33 IU (30 mg) sentetik
Lutein ve Zeuxanthin: 1.7 mg
Beta-karoten: 1.9 mg
Çinko: Erkek için 11 mg, kadın için 8 mg.

C VİTAMİNİ
Antioksidan değeri yüksek ve vücut için  gerekli essansiyel suda eriyen vitamin olan C Vitamini’nin oksidatif stresi azaltmada çok önemli rolü vardır.
Besinlerdeki C Vitamini Miktarları
Papaya (1 diliminde 188 mg)
Portakal suyu (160 cc’de=1 normal su bardağında 93 mg)
Çilek (8 tanede 84 mg)
Greyfurt suyu (160 cc’de 70 mg)
Mango (1 dilimde 57 mg)
Çiğ yeşil biber (1/2 kasede 45 mg)
Brokoli çiğ (1/2 kasede 41 mg)
Çiğ karnabahar (1/2 kasede 23 mg)
Domates (1 tane orta boyda 23 mg)

E VİTAMİNİ
Yağda eriyen bir vitamin olan E Vitamini, çok güçlü bir antioksidandır. .

Besinlerdeki E Vitamini Miktarları mg/(IU)
Badem (30 gramında 5.0\ (7.5)
Ayçiçek yağı (1 yemek kaşığında 3.1\ (4.7)
Mısır yağı (1 çorba kaşığında 1.9\ (2.9)
Fıstık (30 gramında 1.3 \(2.1)

A VİTAMİNİ
A Vitamini (beta karoten), lutein ve zeukszantin gibi besinlerin içinde doğal olarak bulunur. Güçlü bir antioksidandır ve oksidatif stresi azaltmada  büyük önem taşır. 

Besinlerdeki Beta Karoten Miktarları mg/(IU)
1 orta boy havuç 12.1 (20,250)
Çiğ mango (1 tanesinde 4.8 (8,050)
Pişmiş ıspanak (1/2 kasee 4.4 (7,370)
Kayısı (1/2 kasede 1.2 (2,055)
Donmuş brokoli (1/2 kasede 1.0 (1,740)

LUTEIN VE ZEAKSANTHIN
Lutein ve Zeaksanthin hakkındaki bilimsel çalışmalar henüz tam olarak sonuçlanabilmiş değildir, ancak ön bulgular olumludur. Güçlü birer antioksidan oldukları kanıtlanmıştır.

Besinlerdeki Lutein Miktarları(mg)
Pişmiş ıspanak (1 kasede 13.3)
Lahana, (1 kasede 10.2)
Pişmiş brokoli (1 kasede 3.4)
Pişmiş bezelye (1 kasede 3.2)
Çiğ ıspanak (1 kasede 1.8)
Doğranmış yeşil biber (1 kasede 0.9 )

Besinlerdeki Zeuksanthin Miktarları(mg)
Portakal (1 kasede 1.5)
Dondurulmuş \ pişmiş mısır (1 kasede 0.7)
Pişmiş ıspanak (1 kasede 0.4)
Çiğ ıspanak (1 kasede 0.1)
Mandalina (1 tanede 0.1)

ÇİNKO
Çinko vücut fonksiyonları için gerekli bir mineraldir. Özellikle CD4  seviyesi çinko eksikliği oluşmuş HIV pozitiflerde düşük bulunmaktadır.Bu sebeple beslenmede çinko tüketimine de dikkat edin.

Besinlerdeki çinko miktarları (mg)
Karides 6 tane 76.0
Biftek, 90 gr 4.8
Tavuk budu 1 tane 2.7
Düşük yağlı yoğurt 1 kase1.6
Karışık kuruyemiş 1 kase 1.1
Süt 1 subardağı 0

B2 VITAMINI (Riboflavin):
Enerji üretimi, cilt-saç- tırnak sağlığı için önemlidir. B2 vitamini yetersiz alındığında gözlerde kaşınma, ağız ve dilde yaralar oluşur. Özellikle yoğurdun yeşil suyunda çok bulunur. Ayrıca sütte ve peynir suyunda da bulunmaktadır.

OMEGA 3 VE OMEGA 6 YAĞ ASİTLERİ:
Günümüzde antioksidan değerinin yüksek olması açısında önem taşımaktadır.Kan yağlarından HDL seviyelerini yükseltir.  Balık, ceviz ve keten tohumu önemli omega 3 kaynaklarıdır. Mısırözü, soya ve ayçiçeği yağında ise Omega 6 bulunur.Zeytinyağı ve fındık yağı ise omega 9 içerir...

Güçlü bağışıklık için 1/1/1 oranında omega 3-6-9 tüketin...





Copyright © 2010, Pozitif Yasam Derneği    powered by: minduce
home iletisim