Pozitif Yaşam Derneği
Stajyerimiz Gülçin Yılmaz - Ağustos 2009

Ben Gülçin YILMAZ. Boğaziçi Üniversitesi Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık, 3. Sınıf öğrencisiyim. İstanbul’da yaşıyorum.

 

Bundan 2 yıl önce, bir üreme sağlığı projesinin eğitiminde, gözlerimizi kapamamızı istediler. Bize HIV olduğundan şüphelenen birinin hikâyesini anlattılar. Sonra bu kişi, hikâyenin sonunda test yaptırıyordu. Testin sonucunun bulunduğu zarf elindeydi. Tam da burada hikâye bitiyordu. Oyun başlamadan önce de bizim önümüze, oyundan sonra açmak kaydıyla renkli kâğıtlar verilmişti. Hikâyedeki o kişi şimdi bizdik ve testin sonucu da önümüzdeydi. Gözlerimi açıp kâğıdı aldığımda ellerim titriyordu. Ya sonuç pozitif ise? Ya kanımda HIV varsa… Ne olacaktı şimdi? Ölecek miydim, yoksa onları korumak adına sevdiklerimden mi uzaklaşacaktım? Peki ya çevremdeki insanlar öğrenince uzaklaşırlar mıydı benden?

Yıllarca alışveriş yaptığım bakkal ya da yemeğimi bile paylaştığım arkadaşım soğur muydu benden? Yoksa daha 20’li yaşlarda ölecek miydim? Halbuki daha hayallerim vardı. İşte bir oyunda dahi bunlar aklımdan geçmişti. Kâğıdı açtığımda sonuç negatifti, rahat bir nefes almıştım. Sonradan düşündüm, bir oyunda bile bu kadar çok şey düşündüysem, bunu gerçekten yaşasam ne hissederdim, ne yapardım, nereye giderdim?

 

 

Bu yaz staj yapmak üzere, Sabancı Üniversitesi staj programına katılmıştım. Bu programa göre, yazın bir sivil toplum kuruluşunda 1 ay boyunca staj yapmam gerekiyordu. Staja katılan sivil toplum kuruluşlarının tanıtım toplantısında, “farklı” bir dernek vardı: Pozitif Yaşam Derneği. Bu Dernek, toplumda yaygın olan; ama bilinmeyen, belki de bilinip de konuşulmayan bir gerçeği gündeme taşıyordu: HIV/AIDS. Kanında HIV taşıyan ve hayatının sona erdiğine inanan insanlara, aslında HIV’le yaşamanın mümkün olduğunu anlatıyordu. İşte o oyun sırasında aklımdan geçen, HIV+ çıkarsam ne yapardım, nereye giderdim sorularına cevap bulmuştum: Pozitif Yaşam Derneği’ne giderek, HIV konusunda daha çok bilgi alırdım. Üstelik hukuksal, medikal ve psikolojik konularda, ücretsiz destek de alabilirdim. Toplumda kendini gizlemek zorunda kalan insanların kendilerini rahatça ifade edebilecekleri bir ortam olmalıydı bu dernek ve ben kesinlikle burada staj yapmalıydım!

 

 

Yaklaşık 1 hafta önce burada staja başladığımda, mekânı, insanları ve yapılanları yavaş yavaş keşfetmeye başladım. İlk gözlemlediğim şey burada insanların çok rahat olduğuydu. Kimsenin birbirine karşı bir kompleksi, hiyerarşisi ya da kısıtlaması yok. Herkes samimi burada, sıcak bir ortam var. Herkes birbirinin derdini dinliyor, beraber gülünüp beraber çalışılıyor. Bu yüzden bu ortama alışmam hiç de zor olmadı.

 

 

Her sabah gülümseyerek karşılıyor insanlar sizi. Gün boyunca kapıdan giren herkesin yüzünde kocaman bir gülümseme oluyor. Adını hatırlatır gibi her defasında, cidden de “pozitif” bir yaşam olduğu hissediliyor bu dernekte. İnsanlar, kendi çıkarlarını göz ardı ederek, gönüllü olarak çalışıyorlar burada. Yıllarca danışmanlık yaptıkları bir “arkadaşlarını” kaybettiklerinde, onun naşının kireçlenmesiyle uğradığı hak ihlalinin üstesinden gelmek için dört bir koldan çalışıyorlar. Her telefon çalışında, “Pozitif Yaşam” diyerek telefonu açtıktan sonra, yardım almak isteyenler için hazır bekliyorlar. Bu sorumluluk bilinci ve gönüllülük, bu derneği seçmemin doğru bir karar olduğunu hatırlatıyor bana.

 

HIV ve AIDS ile ilgili olarak birçok şey öğreniyorum burada. HIV ile yaşayan bir insanın, hayatına, “normal” insanlar gibi devam edebileceğinin canlı örneklerini görüyorum. Yaşamını bitmiş olarak değerlendiren, fakat bu dernekte danışmanlık hizmeti almaya başladıktan sonra, hayatlarına kaldıkları yerden devam eden HIV+ insanlar tanıyorum. Sonra üzülüyorum bir yandan, sadece bilgisizlikten dolayı yaşama sevincini kaybetmiş HIV+ insanlar olabileceğini ve hastalığın dokunarak bulaşabileceğine inanan sevdiklerinin bu kişiden uzaklaştığını düşünerek. Bilgisizliğin ve bilinçsizliğin hayatımızı nasıl da sınırladığını ve insanları dışarı itmemize neden olduğunu fark ediyorum.

 

Aslında HIV+ olmak herkesin başına gelebilecek bir şey. Benim de başıma gelebilir, abimin de, babamın da, sevgilimin de, en yakın arkadaşımın da. Ama bu virüs, benim onlarla olan ilişkimde hiçbir değişikliğe yol açmamalı aslında, onları desteklemekten başka. Fakat kanında bu virüsü taşıyan birçok insan, kimliklerini gizleyerek bu hastalıkla tek başına mücadele etmek zorunda kalıyorlar ya da pes ediyorlar. Bu dernekte, kimse bilgilerini gizlemek zorunda değil, burada insanları yargılamak gibi bir durum söz konusu değil. Bu yüzden herkes olduğu gibi, yani sadece kendi gibi. İşte tam da bu yüzden burası çok samimi ve gerçek geliyor bana…

 

Bazen çalışmaktan yorulup terasa çıktığımızda, orada nereden geldiğini dahi bilmediğim birçok insan oluyor. Birden sohbetlerine katılıveriyorum. Sonra bir anda mercimek köftesi yapılmaya karar veriliyor, çaylar konuyor. Hamarat ellerden çıkmış mercimek köftesi mideye indirilirken, şakalar ve kahkahalar havada uçuşuyor. Ben kendimi, Ferzan Özpetek’in Cahil Periler filmindeki gibi, birçok farklı insanın etrafında oturduğu ve doyasıya eğlendiği renkli sofralarda gibi hissediyorum. O anda kim HIV Pozitifmiş kim değilmiş hiçbir fark kalmıyor. İşte bu anlar kanıtlıyor ki, HIV+ olmak hayatına eskiden olduğu gibi ve aynı insanlarla hayatına devam etmene engel değil.

“Toplumdaki bilinçsizlik” dediğimiz zaman, sanki bizim çevremizin dışındaki bir “toplum”u işaret ediyoruz. Ama aslında o “toplum” biziz, biz ve çevremiz. Annem beni ilk sabah staja, “kızım, sakın sana orda HIV bulaşmasın” diyerek gönderdi. Ona HIV’in bulaşma yollarından bahsettiğimde şaşırdı. Medyada çıkan yanlış haberleri sordu bana. Arkadaşlarıma, Pozitif Yaşam’da staj yaptığımı söylediğimde, bana “Pozitif yaşamak için meditasyon yapılan bir yer mi” diye soran da oldu. Ben de bu derneğin aslında ne iş yaptığını anlattım.

 

Geldiğim ilk günden beri web sayfasının ingilizceye çevirisini yapıyorum. Bu süre zarfında, HIV konusunda bilmediklerimin, bildiklerimden kat be kat üstün olduğunu fark ettim. Özellikle, Pozitif Yaşam’ın toplumu HIV konusunda bilinçlendirmeye yönelik yaptığı projeler, benim de bu konuda öğrenecek çok şeyim olduğunu fark etmemi sağladı. HIV’le ilgili bilgileri, danışmanlar yoluyla öğrenmek, bilgilerin güvenilir olması açısından çok önemli bir şey benim için.

 

Bu akşam dernekten çıkıp eve giderken, otobüse binen insanlara baktım. Acaba bu insanlardan kaç tanesi HIV+ diye düşündüm. Ve kaç tanesi bunu etrafından saklamak zorunda kalıyordur? Şu yanımdan geçen bıyıklı amca, ya da iş kadını gibi görünen güzel kadın, peki ya şu su satan çocuk, sevgilisinin elini sıkıca tutan delikanlı, iftara yetişmeye çalışan orta yaşlı teyze… HIV+ olmuş ya da olmamış, bir farkları var mı? Hayır, hepimiz otobüse binmek için acele ediyoruz işte. Aslında hiçbir farkımız yok.

 

 Peki ya benim hayatımdaki insanlardan kaç tanesi HIV+ olabilir? Cevabını bilmiyorum. Peki, ben de bir gün HIV+ olabilir miyim ??? Eğer ben de bir gün HIV+ çıkarsam, gelebileceğim “pozitif” bir dernek olduğunu ve beni bu “pozitif” halimle kabul edeceklerini biliyorum. Burada kimsenin maske takmasına gerek yok, çünkü burada herkes hayata karşı “pozitif”.

 

Gülçin YILMAZ

 24.08.2009





Copyright © 2010, Pozitif Yasam Derneği    powered by: minduce
home iletisim