Pozitif Yaşam Derneği
Meksika Günlüğü

17. Uluslar arası AIDS Konferansı bu yıl 3-8 Ağustos tarihlerinde Meksika’nın başkenti Mexico City’ de yapıldı. Konferansa dünyanın çeşitli ülkelerinden doktorlar, bilim adamları, araştırmacılar, sivil toplum kuruluşları, uluslar arası organizasyonlar ve ilaç firmaları olmak üzere toplam 22 bin kişi katıldı.

Konferansın genel olarak ilk mesajı “Küresel Hareket, Şimdi!” olurken HIV/AIDS i durdurmak için ben ne yapabilirim? Sorusu IAS (Uluslar arası AIDS Organizasyonu) başkanı Pedro Cahn tarfından açılış konuşmasında katımcılara yöneltildi.

Pozitif Yaşam Derneği temsilcilerinin de Türkiye adına katıldığı konferansa yönelik izlenimlerini bu ay için aşağıdaki gibi genel olarak özetledik.

3 Ağustos

Universal Action Now! “Küresel Hareket, Şimdi!” sloganı konferansın ilk mesajı olurken; HIV/AIDS ile ilgili olan insan hakları, cinsiyet/cinsel yönelim farklılıkları ve sağlık sistemlerinin iyileştirilmesi gibi konular ilk günün dikkat çeken başlıkları oldu.

Konferans 3 ağustos Pazar günü açılış seremonisiyle resmi olarak başladı. Açılış seremonisi, AIDS2008 organizasyon eşbaşkanları, Meksika Başkanı Felipe Calderón Hinojosa ve Birleşmiş Milletler Genel Direktorü Ban-Ki Moon’ un konuşmalarıyla başladı. Seremoniye ayrıca,  St.Kitts ve Nevis Başbakanı Denzil Douglas, Botswana eski Başbakanı Festus Mogae, İspanya’ nın ilk kadın Başbakan Yardımcısı Maria Teresa Fernandez de la Vega, Meksika Sağlık Sekreteri Jose Angel Cordova Villaobos, Birleşmiş Milletler AIDS Grubu Yönetim Kurulu Üyesi Peter Piot ve Dünya Sağlık Örgütü Genel Direktörü Margaret Chan konuşmacı olarak katıldı.

Açılışta aynı zamanda Kamboçya’ da HIV/AIDS’e yönelik olarak sivil toplum alanında aktivist olarak çalışan Mony Pen ve Keren Dunaway Gonzales de konuşmacı olarak yer aldı. Gonzales, henüz 13 yaşında ve hem ülkesi Honduras’ta hem uluslararası platformda HIV/AIDS’ e yönelik ayrımcılık ve dışlanmanın son bulması için HIV ile yaşamak hakkında toplumu bilinçlendirme çalışmaları yapmaktadır.

Açılış konuşmalarında özellikle HIV/AIDS alanında evrensel hareket başlatmak için birlikte çalışma ve ayrımcılığın, dışlanmanın ve homofobinin son bulması mesajları verildi.

 

AIDS 2008 BİLİMSEL PROGRAMI:

Konferansta 5 gün boyunca 10.600 başvuru arasından seçilen 5000 adet sunuma yer verildi. Tüm sunumlara AIDS 2008 web sitesi arama bölümünden ulaşılabilir.

Bilimsel Programın en önemli sunum başlıkları ise şu şekilde sıralanabilir:

  -Uzun süreli HIV tedavisinin Beyin Fonksiyonlarına Etkisi

-Antiretroviral kullanan hastalarda kalp krizi risk analizi

-HIV’in direnç geliştirme durumu

-Yeni çalışmaların varolan tedavilere etkisi

Diğer araştırma konuları ise şöyle sıralanabilir:

-Doktor sayısının az olduğu bölgelerde HIV tedavisinin doktor dışındaki personelin sağlaması ve bundan elde edilen tecrübeler

-HIV aşısı çalışmalarındaki son durum

-Bölgesel ve Küresel epidemilerde HIV/AIDS önleme çalışmalarına en iyi yaklaşım nasıl olmalıdır?

-HIV/AIDS Önleme çalışması olarak antiretroviral terapinin kullanımı

-HIV ile ilgili ceza yasalarına etik ve yasal yaklaşımlar  

Genel olarak hafta boyunca yapılmış olan sunumların konularına bakacak olursak:

-Tedaviye evrensel erişim

-HIV ile yaşayan kişilerin bu alanda Liderliği ve Savunuculuk Çalışmaları ve edinilen tecrübeler

-AIDS alanında geleceğe bakış ve araştırmalarda yeni yöntemler

-Politik Liderlerin Evrensel AIDS Hareketindeki yeri

-Ayrımcılık ve Dışlanma

-HIV seyahat yasaklamaları

-Sağlık sistemlerinin güçlendirilmesi

-HIV Önleme Çalışmaları

-HIV/AIDS için Evrensel Finans Mimarisi

-HIV ile yaşayan risk altındaki çocuklar için yeni stratejiler

-HIV - Cinsel ve Üreme sağlığı servisleri için yeni stratejiler

  Organizasyonun Düzenlenmesine Dahil olan Kurumlar:

Uluslararası AIDS Konferansı her iki yılda bir 172 Ülkeden 10,000 üyesi olan International AIDS Society (Uluslararası AIDS Topluluğu) tarafından düzenlenmektedir. 2008 yılında düzenlenen 17. Uluslararası AIDS konferansına ise yerel ortaklar olarak Meksika Federal Hükümeti, Meksika Valiliği, yerel bilim ve sivil toplum liderleri destek verdi. Uluslararası platformda destek veren kuruluşlar ise, UNAIDS (Birleşmiş Milletler AIDS Grubu), WHO (Dünya Sağlık Örgütü), WFP (Dünya Yiyecek Programı), ICASO (Uluslararası AIDS Servis Organizasyonları), GNP+ (HIV/AIDS ile yaşayan kişilerin Küresel Ağı), ICW (HIV/AIDS ile yaşayan kadınların uluslararası Topluluğu), Dünya YWCA ve AHRN (Asya Zarar Azaltma Network u)

 

 4 AĞUSTOS

Günün altı çizilen en önemli konusu, şimdiye kadar HIV/AIDS alanında verilen sözlerin ne kadar yerine getirildiğinin HIV/AIDS uzmanları tarafından değerlendirilmesi ve Evrensel Hedeflere ulaşılması yolunda 2010 yılına kadar takip edilmesi gereken yollar oldu.

Gün boyunca devam eden panellerde araştırmacılar, halk sağlığı uzmanları ve sivil toplum liderleri tedavi ve önleme programlarının ilerleme seviyeleri ve tedaviye evrensel erişimin sağlanması ve sürdürülebilirliği hedeflerinin önünde yer alan bariyerlerin giderilmesi üzerine sunumlar yaptılar.

Pedro Cahn, Tedaviye Evrensel Erişim konusunda, 2010 yılı küresel hedeflerine ulaşılması için ülkelerin verdikleri sözleri tutmaları ve hedeflere yönelik çalışmaların arttırılması gerektiğini ifade etti. Şu an itibariyle tedaviye evrensel erişim hedeflerinin çok gerisinde kalındığını ve bu durumun milyonlarca insanı olumsuz etkilemekte olduğunu da ekledi.

4 ağustos Panelleri genel olarak günün mesajını içeren panellerle devam etti. Bu panellerden bazıları:

-HIV/AIDS ve Sağlık Sistemlerinde Reform: Tedavide Evrensel Erişime Ulaşma

-UNGASS Hedeflerinde Neredeyiz: Birleşmiş Milletler UNGASS Sürecini değerlendiriyor.

-Yaparak Öğrenmek: HIV Araştırmalarını Kısıtlı İmkanlarla Sürdürebilme

-Sempozyum: Milyonlara Ulaşma: Gençlik, AIDS ve Dijital Çağ

-Sağlık Sistemleri ve Küresel Sağlık İnisiyatifleri arasındaki Sinerji

   

5 AĞUSTOS

Konferansta 3. Günün dikkati çeken en önemli konusu HIV Önleme Stratejileri ve HIV önlemeye yönelik çok uçlu yaklaşımlara artan eğilimler oldu. HIV Önleme Panellerinde en önemli konulardan biri de düzenli anti retroviral kullanımının HIV Pozitif kişilerin kaliteli bir hayat sürmesini sağlamasının yanı sıra, düzenli ilaç kullanımının HIV/AIDS’i önleme çalışmalarında prezervatif kadar etkisi olduğu vurgulandı. İsviçre’ den C.Park yaptığı araştırmaları paylaştığı sunumunda, sadece erkeklerin HIV Pozitif olduğu 62 çiftle yaptığı araştırmada sadece antiretroviral tedavi gören ve 6 aydan uzun süredir saptanamayan seviyede viral yükü olan ve korunmasız olarak cinsel ilişkiye giren çiftlerden 78 HIV Negatif bebeğin dünyaya geldiğini, hiçbirinde anneden bebeğe bulaş olmadığını bildirdi.

Tedaviyi alan HIV Pozitif kişinin virüsü bir başka kişiye cinsel yolla bulaştırma riskini azaltıyor olması, özellikle ayrımcılık ve dışlanmayı azaltacağı için HIV ile yaşayan kişiler ve bu alanda çalışanlar için sevindirici bir gelişme olarak değerlendirildi.

5 ağustos sunumlarından bazı başlıklar aşağıdaki gibi sıralanabilir:

  -Sempozyum: HIV Önleme Bilimlerinde Yeni Sınırlar

-Basın Konferansı: Önleme Aracı olarak ART(Antiretroviral Tedavi) Kullanımı

-Erkeklerde Sünnet: Afrika’da Sünnetin Uygulama Zorlukları ve İspatlanan Etkileri

-Pozitif Önleme: Pozitif Önlemenin İnsan Hakları ile ilişkisi

 

6 AĞUSTOS

Konferansın 4. gününde araştırmacılar ve konuşmacılar HIV’ in kesin tedavisinin bulunması, HIV/AIDS ile yaşayan çocukların sorunlarının çözümüne yönelik çalışmalara başlanmasının önemi ve seks işçilerinin varlığının görmezden gelinmesine son verilmesi yönünde sunumlar yaptılar ve mesajlarını bu yönde verdiler.

Howard Hughes Medikal Enstitüsü ve Johns Hopkins Üniversitesi’ nden Dr. Robert Siciliano yaptığı sunumda, HAART kullanımının HIV’ in kendini çoğaltmasını durdurduğunu fakat kesin bir tedaviye ulaşılamamasının sebebinin HIV’in HAART kullanımı sırasında dahi CD4 hücrelerinde gizlenerek varlığını sürdürmeye devam etmesi olarak gösterdi. Siliciano HAART’ ın HIV’ in kendini kopyalamayı durdurma özelliğini kesin tedavide ilk adım olarak anlatırken; diğer 2 adımı ise virüsün rezervlerini nerede kurduğunu bulmak ve onları sürekli olarak ortadan kaldırmanın yolunu bulmak olarak gösterdi. Siliciano, halen bu yöndeki araştırmaların sürdüğünü de konuşmasına ekledi.

Çocuklar ve Aileler: 2007 yılında yaşları 15 yaşın altında  2.1 milyon çocuk HIV ile yaşamakta. Bu sayının %90’ı Güney Afrika’ da bulunmakta. Yine HIV ile yaşayan çocukların %90 ‘ ından fazlası, virüsü  anneden bebeğe hamilelik sırasında almış. Hamile annelerin tedaviye ulaşma oranı 2004 yılında %10 iken, 2007 yılında bu oran % 33 olarak belirlenmiş. Buna bağlı olarak aynı zamanda HIV ile yaşayan çocuklarda tedaviye ulaşma oranı 2005 yılında 75.000 iken bu rakam 2007 yılında 198.000 olarak karşımıza çıkıyor.

Kuzey Afrika İnsan Hakları Araştırma Konseyi Yönetim Kurulu Üyesi Profesör Linda Richter, HIV and Children (HIV ve Çocuklar) başlıklı konuşmasında, HIV ile enfekte olan çocukların ihtiyaçlarının belirlenmesinde aile temelli yaklaşımlar kurulması gerektiğine işaret etti. Çocuklar için çalışan aileler ve sosyal toplulukları koruyacak sosyal bir koruma sistemi kurulması gerektiğini ayrıca, ihtiyacı olan ailelere ekonomik yardım sisteminin HIV/AIDS ile yaşayan çocuklara kesin çözümler üretmede gözden kaçırılan önemli bir unsur olduğunun da altını çizdi. 

Seks İşçileri: Çözümün Bir Parçası

Arjantin RedTraSex Organizasyonundan Elena Reynaga konuşmasında Seks İşçileri’ nin haklarını ve organizasyonlarını geliştirebilecek ve aynı zamanda seks işçilerinin yaşamlarını da olumlu yönde etkileyebilecek etkili HIV/AIDS programları geliştirilmesi gerektiğini vurguladı. Reynaga’ ya göre halihazırda uygulanan HIV/AIDS önleme programları yetersiz kaynak dolayısıyla istenen etkiyi gösterememekte ve sınırlı kaynakların yanlış yönlendirilmesi de hedef grubun gerçek ihtiyaçlarını karşılayamamakta olduğunu belirtti.

Reynaga sunumunda, Güney Amerika gibi bölgelerde hükümetlerin seks işçilerini gerçek çalışanlar gibi görmeye başlaması ve seks işçileri organizasyonlarına direk destek sağlaması ile seks işçileri arasındaki HIV yayılım hızının düştüğüne işaret etti.

Seks işçileri arasında HIV yayılımının azaltılmasının yolları olarak Reynaga,  ayrımcılık ve dışlanma ile mücadele edilmesi, seks işçisi olmanın suç olmaktan çıkarılması, polis şiddetinin sona erdirilmesi ve medyanın duyarlılaştırılması konuları üzerinde durdu.

Reynaga konuşmasının son bölümünde, seks işçilerinin hayatlarını kaybettiklerini; bunun sebeplerini de sağlık servislerinin yetersizliği, prezervatif yetersizliği, HIV tedavisine ulaşamama ve seks işçilerinin yetersiz hukuksal hakları olarak sıraladı. Bunları sonlandırmak için Reynaga, seks işçileri üzerindeki baskıların kaldırılmasını ve HIV’ i durdurmak için etkili stratejik yöntemler geliştirilerek bunların özgürlükçü bir ortamda uygulanması gerektiğini vurguladı.

6 ağustos Çarşamba günü için bazı özel sunumlar aşağıdaki gibi sıralandı:

—Geleceğe Bakış: 2031 yılında Epidemi ve AIDS Araştırmalarında Yeni Yöntemler

—Verilen Sözlerden, Harekete Geçiş: Ayrımcılık ve Dışlanma Konularında Kanıta Dayalı Ulusal Yaklaşımların Oluşturulması

—Sürdürülebilir Ulusal Bir Sağlık Sistemi İçin Finans

—Aile Onayı: LGBT Gençler ve Genç Yetişkinler Arasında Tedavi, Bakım ve Önlemeye Yönelik Ailesel ve Toplumsal Yaklaşımlar

7 AĞUSTOS

 

HIV Uzmanları fakir ülkelerde AIDS’ e yanıt ve öncelikli tedavinin genişletilmesi için sağlık sistemlerinin geliştirilmesine yönelik ortaklaşa hareket etmenin gerekliliğini vurguladı.

Uzmanlar aynı zamanda, sağlık çalışanlarının sayı olarak yetersizliğinin hem HIV/AIDS alanındaki hedeflere ulaşmada, hem de HIV/AIDS’ e yönelik birleşik bir yanıt verilmesinde engel teşkil ettiğinin altını çizdi.

Uzmanların özellikle vurguladığı bir başka konu ise, sağlık sistemlerinin geliştirilmesinde, HIV ile yaşayan kişilerin planlama ve tedarik bakımları konusunda genişlemekte olan bir rollerinin bulunması idi.

Tedaviye Ne Zaman ve Nasıl Başlanması Gerektiğine Dair Daha Fazla Kanıt 

Chelsea ve Westminister Hastanesi (İngiltere) ‘ nden Anton Pozniak’ a göre tedaviye ne zaman ve nasıl başlanmalı sorularının yanıtları ancak HIV ile yaşayan kişi ve onun doktorunun ortaklaşa verebileceği bir karar olmasi gerektiğini belirtti.

Pozniak’a göre, araştırmalar CD4 sayıları 350 nin üzerinde olup da tedaviye başlamamış olan hastaların, AIDS’ e bağlı kardiyovasküler kalp rahatsızlıklarına yakalanma riskinin tedaviye erken başlama kararı alanlardan daha yüksek olduğunu göstermektedir.

Pozniak aynı zamanda tedaviye erken başlamanın, toksisite, direnç ve uzun dönem sabit kalma gibi etkilerinin de klinik deneylerle incelenmesi gerektiğinin altını çizdi. Pozniak konuşmasında ayrıca, çoklu tedavi seçeneklerinin bulunduğu durumlarda, tedavi seçiminin toksisiteyi minimuma indirecek ve kullanım kolaylığı açısında konforu sağlayacak tedavi seçeneklerinin kullanılmasının gerektiğini vurguladı.

Tedaviye Erişim için Pozitif Hareket organizasyonu Başkanı Morolake Odetoyinbo (Nijerya), konuşmasında HIV ile yaşayan kişilerin HIV/AIDS alanında çeşitli görevlerde yer almasının önemini vurguladı. Bu alanları ise, danışmanlık, akran danışmanları, sözcüler olarak sıraladı. Odetoyinbo, sağlık sistemlerinin güçlendirilmesinde de HIV ile yaşayan kişilerin sisteme aktif katılımının projelerin efektif olarak uygulanmasına, izleme ve değerlendirme işlemlerine katkısının altını çizdi.

 

Sağlık Hizmetlerinde Temel İnsan Hakları ile ilgili Yeni Bir Anlaşma 

Güney Afrika AIDS ve Haklar Gregg Gonsalves (Amerika) Düşük ve Orta Ölçekli Ülkelerde Antiretroviral tedaviye erişen HIV ile yaşayan kişi sayısı 3 milyon kişi olduğunu belirtti. Gonsalves konuşmasında, bu gelişmeyi halk sağlığı alanındaki en tutkulu ve önemli kilometre taşı olarak işaret ederekö buraya kadar nasıl gelindiğini açıkladı. Kendisine gelen “antiretroviral tedavi hizmeti sunmak yanlış bir yol” uyarılarının hemen ardından, karşısına çıkan operasyonel ve politik bariyerlerin AIDS tedavisine erişimi nasıl zor hale getirdiğini ve bunları nasıl aştığını da konuşmasında belirtti.

Gonsalves, Dünya Sağlık Örgütü’ nün 30 yıl önce Alma-Ata Deklarasyonu’ nda verdiği sözü hatırlatarak, sivil toplum kuruluşlarını, hükümetleri, Birleşmiş Milletler’ i, akademisyenleri, sağlık çalışanlarını ve bilim adamlarını uluslararası işbirliğine çağırarak HIV/AIDS ile yaşayan kişilerin tedaviye tüm erişiminin ulaşılacak bir hedef değil, doğal bir insan hakkı olduğunun da altını çizdi.

 

7 Ağustos Perşembe günü özel sunumlarından başlıklar aşağıdaki gibi sıralandı:

—AIDS Yanıtından Yola Çıkarak Sağlık Sistemlerinin Güçlendirilmesi

—AIDS Elçileri

—Şimdi Her Zamankinden Daha Fazla: İnsan Hakları ve HIV/AIDS İçin Büyük Toplanma

 

 8 AĞUSTOS

1 7. Uluslar arası AIDS Konferansı sona ererken, dünyanın her yanından HIV Uzmanları, ayrımcılık ve damgalama ve insan haklarının cinsiyet farklılıklarını da içine alacak şekilde ihlal edilmesinin; HIV tedavisi ve önlenmesi üzerindeki negatif etkileri üzerinde durdular. Şiddet korkusu, ayrımcılık ve haksız yargılamalar HIV riski taşıyan birçok insanın test yaptırmasına ve HIV ile yaşayan kişilerin tedaviden kaçınmalarına sebep olmakta ve diğer insanları da enfeksiyon riski ile karşı karşıya bırakmaktadır.

AIDS 2008 Organizasyon Eşbaşkanı Luis Soto Ramirez, En önemli risk grupları olan uyuşturucu kullanıcıları, erkeklerle seks yapan erkekler, seks işçileri ve aynı zamanda kadınlar ve gençlik gibi gruplara mensup kişilerin basit bir hasta ya da önleme hedefi gibi görülmemesi gerektiğini vurguladı. Bu kişilerin etkili programların geliştirilmesi ve yürütülmesinde merkez görevi gördüklerini ve tedaviye evrensel erişim için hepimizin ‘Her Hayat Saygıyı Hak Eder’ idealini benimsememiz gerektiğini de sözlerine ekledi.

 

Kapanış sunumlarında konuşmacılar, insan hakları, HIV ve Tüberküloz (TB) arasındaki ilişkilere değindiler.

Anti Tüberküloz ilaç direncinin arttığı çağımızda HIV ve TB’nin karşılaştırılması

Tüberküloz Afrika’ da HIV ile yaşayan kişiler arasında en büyük ölüm sebebi ve dünyanın diğer yerlerinde de bu sebep fazla değişmiyor.

Tüm dünyada HIV ile yaşayan 33 milyon kişiden en az 1/3’ ü aynı zamanda TB co-enfeksiyonu da taşımakta ve yine 33 milyon kişiden %15 ‘i de TB ile enfekte olma riski taşıyor.

Kenya Sağlık Araştırma Enstitüsü, Göğüs Hastalıkları Araştırma Merkezi Başkanı Dr. Chakaya Jeremiah (Kenya), HIV ve TB’ ye karşı verilen epidemi mücadelesinden örnekler verdi. HIV ile yaşayan kişilerin sırtından TB riskini kaldırabilmek için yapılacak en önemli şeyin Dünya Sağlık Örgütü tarafından önerilen 3 “I” nın yürütülebilmesi olarak tanımladı. Bu 3 “I”’ yı ise:

 

-Intensified Case Finding: Ulaşılan vaka sayınsın arttırılması

-Isoniazid Preventive Therapy: Izoniazid Önleme Terapisi ( İzonikotinik asit türevi 1. sıra antitüberküloz ilaç)

-TB Infection Control: TB Enfeksiyonunun Kontrolü; olarak tanımladı.

Jeremiah aynı zamanda, TB hastalarını HIV testine yönlendirerek ve HIV ile yaşayanlara da TB testleri yaparak hem önleme yaptıklarını hem de HIV/AIDS ile yaşayan kişiler ve TB hastalarının üzerindeki ağırlığı kaldırmada ilerleme kaydettiklerini belirtti.

 

Bir Bölgede Yoğunlaşmış Salgın Hastalıklarda, Sivil Toplum Deneyimlerinden Edinilen HIV Önleme Deneyimleri

 

Fransa’ dan Bruno Spire kapanış sunumunda, ayrımcılık ve damgalanma ile mücadele için 3 lü bir strateji önerdi. Stratejinin içeriği,  HIV ile yaşayan kişilerin daha iyi kabullenilmesi, en fazla incinebilir olan grupların korunması için hukuk ve politikaların geliştirilmesi ve toplumsal birliktelik ve akran danışmanlığı sistemleriyle birlikte önleme programlarının hayata geçirilmesi olarak sunuldu.

Spire, Fransa’ nın en önemli sivil toplum kuruluşu olan AIDES’ in başkanı ve Fransa Tıbbi Araştırmalar Ulusal Enstitüsü’ nde araştırmacıdır.

Önleme Yorgunluğu ile mücadele için Spire, ART’ ye erişim ve sağlıklı yaşam gibi hem toplumun hem katılımcıların ihtiyaçlarına uyarlanabilen risk azaltmaya yönelik programlarla, HIV ile yaşayan kişilerin sürekli prezervatif kullanımının olumlu yönde değişebileceğinin altını çizdi.

Spire aynı zamanda, HIV testlerinde yapılabilecek değişikliklerin önemini de vurguladı. Buna göre, katılmamanın tercih edilebildiği rutin HIV testi, hem HIV vakalarına ulaşmayı hem de gönüllü danışmanlık ve test başvurularını arttırmaktadır. Bunlara ek olarak, tedaviye erken erişimin kolaylaştırılması için, bir kişi  HIV statüsünü ne kadar erken öğrenirse, davranış değişikliği de o kadar erken değişecektir. Spire konuşmasının sonunda, HIV statülerini bilen kişilerde korunmasız cinsel ilişkide bulunma yüzdesinin bilmeyenlere oranla %50 daha düşük olduğunu da sözlerine ekledi.

HIV İLE YAŞAYAN KİŞİLERİN SUÇLANMASI, YAŞAMLARA MAL OLUYOR VE ÇEKİLEN ACIYI ARTTIRIYOR

Güney Afrika Yargıtay Mensubu Edwin Cameron’ a göre, HIV aktarımının suç olarak kabul edilmesi konusunda çıkarılan kanunların yaygınlaşması başlanması ve ağır cezaya ait suçlamaların sıklıkla görülmeye başlanmasının, HIV ile etkili ve gerçekçi mücadeleyi olumsuz önde etkilemektedir.

Çeşitli bölgelerden değişik örnekler örnek olarak gösterilirse, Amerika Birleşik Devletleri, Sierra Leone ve Singapur gibi ülkelerde, HIV transferi konusundaki bu kanunlar, HIV önleme çalışmalarına büyük sekte vurmakta ve hedeflere ulaşmayı güçleştirmektedir. Bu tip kanun düzenlemeleri, damgalanmayı kışkırtmakta ve insanların HIV testi yaptırmalarını engellemekte ve tedaviye erişimi de olumsuz yönde etkilemektedir.

Cameron, HIV transferi konusunda, yanlış yönlendirilmelerle oluşturulan bu suçlamaların ve yanlış suçlamaların geri çekilmesi için uluslararası platformda bir araya gelinmesinin AIDS 2008 in en büyük çıktılarından biri olması ve katılımcıların hepsinin ülkelerinde bu yönde çalışmalar yapması gerektiğini de sözlerine ekledi.

 

KADINLAR, GENÇ KIZLAR İÇİN MÜCADELEDE YOL HARİTASI VE HIV/AIDS

Kanada Ford Foundation’ dan Zonibel Woods’ a göre kadına karşı şiddet HIV enfeksiyonunun hem sebeplerinden biri hem de sonuçlarından. Woods, partnerlerinden gördükleri şiddet sebebiyle, bazı kadınların HIV tedavisini reddettiğini de konuşmasında belirtti.

Cinsiyet temelli şiddet Woods’ un HIV ile mücadelede belirttiği yol haritasının 3 önceliğinden biri olarak yer almakta. Aynı zamanda kadınların cinsel ve üreme sağlığı haklarının garanti altına alınması ve kadın organizasyonlarına yatırımların arttırılması, bu alanda kadınların yaşamlarını olumlu yönde etkileyebilecek etkili kararlar almasını sağlayacaktır diye konuştu. Politikalar ve bütçeler, üreme sağlığı servislerini ve hamilelik, doğum sonrası bakım ve gebeliği önleyici hizmetleri desteklemesi gerektiğini de vurguladı.

Kapanışta, Woods Küresel Fon’ un cinsiyet değişikliklerine yatırımda, AIDS, TB ve Sıtma ile mücadele için aldığı kararı desteklediğini belirtti. Ancak, bu başarının kadın organizasyonlarının ülke öncelikleri ayarlarına bağlantısının doğru bir şekilde kurulması ve cinsiyet eşitliğinin uzmanlar tarafından dikkate alınarak kadınların proje teklifi sunumlarında yetkilendirilmesine bağlı olduğunu vurguladı.

 

Raportörlerin Raporlarıyla Kapanan Konferansta, Harekete Geçme Çağrısı Yapıldı

Kapanış bölümünde, katılımcılar AIDS 2008 Eş Başkanları’ nın, Dr. Pedro Cahn’ ın ve Dr.Luis Soto Ramirez’ in ve aynı zamanda sivil toplum temsilcilerinin özet kapanışlarını dinlediler.

190 ülkeden 24 binden fazla katılımcı ile, AIDS 2008 Uluslararası AIDS Konferansları tarihinde 2. büyük konferans ve Latin Amerika’da da ilk konferans olma özelliğini kazandı. Konferansın sloganı “Küresel Hareket! Şimdi!” , uluslararası platformda HIV/AIDS ‘ e karşı birlikte ve hemen harekete geçmenin gerekliliğinin altını çizdi.

Konferans boyunca, 50 kişiden oluşan bir raportör takımı, konferans sunumlarının özetlerini yazarken bir yandan da bundan sonraki adımda tartışılacak konuları belirlediler. Raportörlerin raporlarına  www.aids2008.org adresinde ulaşabilirsiniz.





Copyright © 2010, Pozitif Yasam Derneği    powered by: minduce
home iletisim