Pozitif Yaşam Derneği
Diş Hekimliğinde HIV bulaşması ve İnfeksiyon Kontrolü

Prof Dr Güven Külekçi
İstanbul Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi
Ağız Mikrobiyolojisi Bilim Dalı,İstanbul

Özet

Diş hekimliğinde infeksiyon kontrol kavramının anlaşılması ve kabul görmesinde HIV infeksiyonun olumlu bir katkısı olmuştur. CDC tarafından diş hekimliğine özel infeksiyon kontrol yönergesi on yıl aradan sonra 2003 yılında yeni patojenler ve yeniden önem kazanan patojenlerin varlığından, yeni bilgi ve teknolojideki gelişmelerden ötürü gözden geçirilerek yayımlanmıştır. Altın kural tüm hastaların infeksiyon hastası olarak kabul edilmesidir.

Diş hekimliği uygulamalarında HIV bulaşma riski hem dişhekimi hem hasta açısından son derece düşüktür. Mesleksel HIV bulaşmasının en etkili yolu olan perkütan temas yaralanmayı önleyecek şekilde dizyan edilmiş aletler, çalışma ortamının düzeni ve eğitim ile önlenmektedir. HIV ile perkütan temas sonrası yapılması gerekenler her klinik için olası gereken infeksiyon kontrol protokolünde yer almalıdır. 1996 yılından beri uygulanan antiretroviral tedavi (HAART) ile HIV infeksiyonu kronik bir hastalığa dönüşmüştür. Hastalar yaşamlarını uzun yıllar asemptomatik olarak sürdüklerinden diş hekimliği hizmeti alma oranı artmıştır. HIV ile ilgili ağız lezyonları ilk oluşan ve tanı koydurucu özellikte olduğundan diş hekimlerine büyük sorumluluk düşmektedir. Ancak HAART ile ağız lezyonlarının prevalansında değişliklikler olmuştur. HIV infeksiyonun tedavisi ve izlenmesinde tıp doktorları, ağız sağlığının genel sağlığa etkisini göz ardı etmeksizin diş hekimi ile işbirliği içinde çalışmalıdır. Diş hekimleri de HIV durumuyla ilgili ağız lezyonlarının tedavisini ve genel ağız diş tedavisini ne zaman ve nasıl modifiye edeceğini bilmelidir. Başta ABD olmak üzere birçok ülkede HIV infeksiyonlu hastaların tedavisini reddetmenin, diğer hastalardan ayrı yerde ve farklı olarak tedavi etmenin yasal sorumluluğu vardır.

Diş hekimliği uygulamaları sırasında bulaşma riski yönünden hem diş hekimini hem hastayı kaygılandıran mikroorganizmalar kan yoluyla bulaşabilen immun yetmezlik virusu (HIV), hepatit B virusu (HBV) ve hepatit C virusu (HCV)'dur. Centers for Disease Control and Prevention(CDC) tarafından 1986 yılından 1993 yılına dek diş hekimliğine özel olarak hazırlanan infeksiyon kontrol yönergelerinin temelini de kan yoluyla bulaşan patojenlerin bulaşma riski oluşturmuştur. Bu yönergelerde evrensel (universal) önlemler olarak adlandırılan infeksiyon kontrol önlemleri en son 2003 yılında yayımlanan diş hekimliğinde infeksiyon kontrolü yönergesinde standart önlemler olarak adlandırılmıştır(1). Standart önlemler kan ve kan dışındaki vücut salgılarıyla kanla kontamine olsun olmasın tükürük, solunum salgıları gibi ve bütünlüğü bozulmuş deri ve mukoza membranlarına temasta uygulanmalıdır. Kan yoluyla bulaşan patojenlerle infekte olmuş tüm hastaların tanısında anamnez ve inceleme güvenilir olmadığı ve etik yönden yasal düzenlemeler nedeniyle önlemler "standart" olmalıdır. İnfeksiyon kontrolünün altın kuralı tüm hastalar HIV, HBV ve HCV hasta olarak kabul edilerek önlemlerin aynı standartta uygulanmasıdır. Yönergeye göre her kliniğin yazılı bir infeksiyon kontrol programı olmalı, çalışanlar bilgilendirilmeli, işlemler izlenmeli ve program düzenli olarak güncelleştirilmelidir.

Diş hekiminden hastaya HIV bulaşması

Diş hekimliğinde infeksiyon kontrolü uygulamalarının gerekliliği hem meslek hastalığı olarak hem hastalara bulaştırma açısından HBV ile 1970'li yıllarda dikkat çekmiştir(2). Diş hekimlerinin eldiven, maske, gözlük ve siperlik gibi kişisel koruyucu önlemleri (bariyer teknikleri) uygulaması ve aletlerin sterilizasyon-dezenfeksiyonu gündeme gelmiştir. Diş hekimliğinde infeksiyon kontrolünün kabul görmesi ise HIV/AIDS'in tanımıyla 1980'li yıllarda başlamış ve 1990'li yıllarda gerçekleşmiştir. Diş hekimliğinde infeksiyon kontrolü kavramı CDC tarafından 27 Temmuz 1990 tarihinde açıklanan Florida'da HIV pozitif bir diş hekimi olan David Acer'in 1987 yılında iki molar dişini çektiği Kimberly Bergalis'e HIV bulaştırdığı haberi üzerine korkuyla şekillenmiştir(3). Diş hekiminin HIV bulaştırdığı hasta sayısı 5 hastanın daha eklenmesiyle 6'ya yükselmiştir. Bu olayda tüm çabalara karşın bulaşma yolu açıklığa kavuşturulamamıştır. Ancak bulgular hastadan hastaya bulaşmadan çok diş hekiminden hastaya bulaşma yolunu göstermiştir(4,5). CDC, bu olaya dayanarak 1991'de sağlık çalışanlarının HBV ve HIV durumunun saptanması ve izlenmesi zorunluluğu getirmiştir(6).

Sağlık çalışanlarından hastaya HIV bulaşma konusunda ikinci olay 1998'de bildirilmiştir(7). Fransa'da HIV ile infekte bir ortopedi cerrahına ilişkindir. Epidemiyolojik bir inceleme sırasında saptanmış ve virus sekanslarının değerlendirilmesiyle cerrahtan hastaya HIV nosokomiyal bulaşması olduğu kanıtlanmıştır.

Diş hekimliğinin suçlandığı bir başka olay 1997'de yayımlanan bir bildiridir (8). Columbia'da 1993 yılında bir üniversite hastanesinde hemodiyaliz hastaları arasında 14 hastada saptanan HIV infeksiyon salgınının diş tedavisiyle ilgili olduğu saptanmıştır. Diş hekimliği çalışanlarının hiçbirisinin infekte olmadığı bu olayda HIV bulaşmasının hastadan hastaya kontamine diş hekimliği aletleriyle gerçekleştiği ileri sürülmüştür.

Cok sayıda retrospektif çalışmada HIV ile infekte diş hekimi, cerrah ve doktorlardan baktıkları hastalara HIV bulaşmasının olmadığı görülmüştür(2). Bu konuda CDC tarafından 1995 Ocak ayına dek yayımlanmış ve yayımlanmamış incelemelerin bir özeti yapılmış ve HIV ile infekte sağlık çalışanların bunların 33'ü diş hekimi ve diş hekimliği öğrencisi baktıkları 22.171 hasta taranmış ve bulaşmayı gösteren bir kanıt bulunmamıştır(9).

Hastadan diş hekimine HIV bulaşması

Genel olarak sağlık çalışanlarına hastalardan HIV bulaşma riski son derece düşüktür.ABD'de Aralık 2001'e dek bilinen HIV ile infekte bir hastadan meslek nedeniyle temas sonrası HIV bulaşması 57 sağlık çalışanında saptanmıştır; bunların arasında diş hekimliği çalışanı bulunmamaktadır (10). İngiltere'deki Public Health Laboratory Service'e göre (11) Haziran 1999'a dek dünya çapında sağlık çalışanları arasında mesleksel olarak HIV edinme ile ilgili 319 rapor vardır. Bunların 102'sinde bulaşmanın gerçekleştiği, başlangıçta negatif iken temas sonrası serokonversiyon ya da genotipleme ile aynı HIV suşuna sahip olunduğunun gösterilmesiyle saptanmıştır; bunların arasında da diş hekimliği çalışanı yoktur.

HIV'in mesleksel bulaşma riski

Bir ülkedeki sağlık çalışanlarına HIV bulaşma riskini etkileyen faktörler o toplumdaki infekte kişi sayısı, kan temaslarının tipi ve sıklığıdır. Temasların çoğu infeksiyonla sonuçlanmaz. İnfeksiyon riski temas edilen patojene, temas tipine, temas edilen kan miktarına, temas sırasında hastanın kanındaki virus miktarına göre değişir(12).

HIV ile infekte kanla iğne batması ya da kesici ve batıcı aletlerle yaralanma gibi perkütan temas sonrası HIV bulaşması ortalama riski yaklaşık % 0.3'dür (300'de 1). Diğer bir deyişle iğne batması ya da yaralanmanın





Copyright © 2010, Pozitif Yasam Derneği    powered by: minduce
home iletisim