Pozitif Yaşam Derneği
Demek ki her zaman kaybetmeyeceğim

Aralık 2007/ Taraf Banu  Uzpeder'in haberi..

BANU UZPEDER

İki sene önce, 28 yaşında HIV pozitif virüsü kapan Uğur bu hastalık yüzünden partnerini kaybetti, ailesinin hakaretlerine maruz kaldı. Son viraja girmek üzereyken bunu kabul etmemeye karar verdi. Şu anda normal faniler kadar fani, hayatına devam ediyor.

 

Yaşınız 28. İşiniz, kirada oturduğunuz bir eviniz ve sevgiliniz var, üniversite mezunusunuz. Hayat iyi gidiyor yani, arada çıkan ufak tefek pürüzlere rağmen, ama o kadar kusur kadı kızında da… Derken bir perşembe günü, sabaha karşı yatağınızdan şiddetli bir ishalle uyanıyorsunuz, gün boyu sürüyor bu böyle. Ertesi gün de, ertesi gün de…

Tarih 18 Ocak 2006. Uğur yaklaşık bir yıldan beri süren ishalinin nedenini öğrenmek için gittiği devlet hastanesinden her zamanki gibi, sonuçsuz çıktı. Klasik ama, testlerden bir türlü sonuç çıkmıyordu işte. Bu sırada halsizlik de ishale eşlik etmeye başladı. Altı ayda 28 kilo verip 105 kilodan 77’ye indi. Nefes alamadığı günleri zatürre hastalığı takip etmeye başladı.

“68 YAŞINDA HİSSEDİYORDUM”

“Ne hikmetse oraya bağlandım” dediği, ama sonuç alamamaya devam ettiği hastaneye gitmeye devam etti. Bir süre sonra akıllara bir üst seviyedeki test geldi ve testten şu sonuç çıktı: HIV Negatif.  Sonucu kesinleştirmek için bir üniversite hastanesine sevkedildi. Şöyle düşünüyordu: “Pozitif çıkarsa intihar ederim, negatif çıkarsa bundan sonra çok daha dikkatli yaşayacağım.” Testi 10 gün boyunca bekledi, her gün ağlayarak… “28 yaşındayken 68 yaşında gibi hissediyordum” diye hatırlıyor şimdi o günleri.

11. gün hastaneye gittiğinde, kızkardeşiyle beraber “Bölüm başkanımızı bekleyeceksiniz” diyerek bir odaya alındı. Önünde oturduğu masanın üstündeki ajandaya ilişti gözü. Gördüğü barkot numaralarını anlamlandırmaya çalışırken, onlardan birinin kendi dosyasındaki numara olduğunu fark etti. Etraftaki doktorlara fark ettirmeden gözüyle defalarca kontrol etti, o ajandadaki barkodun karşısında şu yazıyordu: HIV Pozitif. Doktorlara “bölüm başkanının gelmesine gerek yok, çünkü öğrendim öğreneceğimi” diye odadan fırladı. Hastanenin koridorunda, hemen yanına gelen doktorların kollarında saatlerce ağladı.  Onu alıp yine o odaya götürdüler ve nasıl olup da ölmeyeceğini anlattılar.

“AIDS TABLOSUNDAYDIM”

Uğur’la buluştuğumuz akşam yemeğinde bir çırpıda bunları anlatıveriyor işte. İstanbul Samatya Hastanesi’nde çalışan Muzaffer Fincancı ve ekibine çok şey borçlu olduğunu söylüyor. Oraya gittiği ilk gün, doktorların onu tepeden tırnağa soyduğunu ve bir saate yakın elle kontrol ettiklerini hatırlıyor: “İnanamıyordum, sadece iç çamaşırım vardı ve onları eldivensiz, korumasız beni kontrol ediyorlardı, sanki orada bulaşacakmış gibi düşünüyordu işte…”

Bir kişi size “AIDS tablosundaydım” derse, bilin ki bu çok ciddi bir mesele. İşte o kontrolün sonucunda Uğur AIDS tablosunda çıkmış ki bu, çok kritik ve tedaviye hemen başlanmazsa ölümün yakın olduğunu gösteren bir tespit.

Uğur tanıyı aldıktan sonra sekiz ay boyunca kimseye söyleyememiş. Özel sektörde çalışırken ayrılmak zorunda kalmış, o sırada durumu bilen kızkardeşi, ailesine Uğur’un hastalığından bahsetmiş. “Onlar, bir kavga sırasında bu durumumu yüzüme vurdular, hakaret yerine” diyor, uzun süre ailesiyle de görüşememiş. Ama bir gün tek başına yaşadığı evine geldiğinde, evin temizlendiğini, ocakta da çok sevdiği yaprak sarması durduğunu görünce yelkenler suya inmiş.

“DOKTORLARIMI ÇOK SEVİYORUM”

Şu anda Uğur’un hayatındaki en önemli şeylerden birisi Pozitif Yaşam Derneği. “İlk başta, zorunluluktan iki-üç defa uğradığım dernek toplantılarına girmem için bir buçuk saat ikna konuşması yaptılar benimle.” En sonunda, tamam ne olacaksa olsun, deşifre olmaya razıyım” diye girdiği derneğin gönüllüsü şimdi. Haftada bir tek çarşamba günleri izin kullanıyor, onu da derneğin organizasyon işlerine yardım etmekle geçiriyor. “Bir de doktorlarımı çok seviyorum” diyor.

Uğur bunları, yakın arkadaşlarına da bir yemekte açıklamış. “Ya kazanacağım ya kaybedeceğim” diye oturduğu yemekten arkadaşlarının tebessümüyle çıkmış. “Demek ki her zaman kaybetmeyeceğim” diyor. Zaten virüs seviyesi çok düşmüş durumda, bir süre önce yeniden çalışmaya başlamış. Hayatı boyunca kullanmak zorunda olduğu ilaçlar var, ama olsun…

Uğur’la saatler süren yemeğimiz bittiğinde yavaştan Taksim Meydanı’na doğru yürümeye başlıyoruz. “Biliyor musun, ben bir sene önce bu hastalıktan partnerimi kaybettim” diyebiliyor artık konuşmaya mecali kalmamış halde: “Zaten virüsü de ondan kapmıştım.”

Evet, Uğur eşcinsel, ama kamuoyunun genelde kabul etmek istedikleri gibi eşcinsellerin bu hastalığa yakalanma oranları heteroseksüellerden daha fazla değil, Uğur bir örnek sadece. Yoksa her fani bir gün HIV pozitif virüsüne yakalanabilir elbette. Ama neyse ki artık AIDS’in tedavisi, çok ilerlemiş olsa bile mümkün olabiliyor. 





Copyright © 2010, Pozitif Yasam Derneği    powered by: minduce
home iletisim